12 Eylül 2008 Cuma

Dünya Miras Listesinde Yer Alan Doğal ve Kültürel Varlıklarımız

İstanbul ve Tarihi Alanları
Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6.12.1985
Liste Sıra No : 356
Niteliği : Kültürel
İ.Ö. 7. yy'da kurulan İstanbul'un kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrile kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır. Kent, Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle tarihi boyunca kentte hüküm süren uygarlıklar için daima çok önemli olmuştur. Bu özellikleri ile kent, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük İmparatorlulara başkentlik yapmıştır. Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer almaktadır. İstanbul’un Tarihi Alanları, 6.12.1985 tarihinde Dünya Miras Listesine 4 ana bölüm olarak dahil edilmiştir. Bunlar; Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisini içine alan Arkeolojik Park; Süleymaniye Koruma Alanı; Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma alanı ve Tarihi Surlar Koruma alanını içermektedir.Dünya Miras Komitesi Dünya Miras Listesinde yer alan varlıkların korunma durumunu izlemekte ve kendisine iletilen tüm bilgi ve tavsiyeleri değerlendirerek kararlar almaktadır. İstanbul’un Tarihi Alanları, 2003 yılındaki 27.Dönem Dünya Miras Komitesi toplantısının “Dünya Miras Listesine kayıtlı varlıkların korunma durumu” başlıklı gündem maddesinde yer almıştır ve somut adımlar atılmadığı takdirde “Tehlike altındaki Dünya Mirası Listesi”ne kaydedilmesi tehlikesi ile karşı karşıya olduğu belirtilmiştir. Bu karar üzerine Genel Müdürlüğümüz 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarında İstanbul’un Tarihi Alanlarının korunma durumuna ilişkin beş ayrı ilerleme raporunu Dünya Miras Komitesine sunmuştur. Nihai karar 2009 yılında alınacaktır.


Göreme Milli Parkı ve Kapadokya
Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6.12.1985
Liste Sıra No : 357
Niteliği : Doğal / Kültürel
Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz Dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanan Kapadokya bölgesi Kalkolitik Dönemden beri devamlı yerleşim alanı olmuştur. Alanın en önemli özelliği, Erciyes Dağı ve Hasan Dağı tüflerinin, rüzgar ve su aşınması sonucunda oluşan olağanüstü kaya şekilleri ve kışın ılık, yazın serin olan ve bu nedenle her mevsim için uygun iç iklim koşulları taşıyan kayaya oyma mekanlardır. Göreme, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılarından kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hıristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiştir. Volkanik tüflerden oluşan peri bacaları ile birlikte yüzyılların birikiminin buluştuğu bu doğal ve kültürel miras, Dünya Miras Listesinde bulunmaktadır.

Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası
Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi : 6.12.1985
Liste Sıra No : 358
Niteliği : Kültürel
Divriği ve civarında en erken yerleşim Hititler Dönemi’ne kadar inmektedir. Yöre, Mengücekoğullarının yönetimi altında olduğu dönemde Turan Melek Şah tarafından camii ile birlikte 1228-1229 yıllarında yaptırılmıştır. İslam mimarisinin bu başyapıtı iki kubbeli bir türbeye sahip bir cami ve ona bitişi bir hastaneden oluşmaktadır. Yapılar, mimari özelliklerinin yanı sıra, sergilediği Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.

Dünya Miras Listesinde Türkiye

Antik Şehirler

Adada
Aizanoi - Aezani (Çavdarhisar)
Alabanda (Araphisar)
Alacahöyük
Alinda (Kapruzlu)
Amyzon
Anavarza
Andriace (Çayağzı)
Antiocheia (Yalvaç)
Antiphellos (Kaş) Nisa (Meryemlik)
Aperlai (Sıçak İskelesi)
Apollonia (Kılınçlar)
Ariassos
Arycanda (Akif, Aykırçay)
Aspendos
Attaleia (Antalya)
Belkıs / Zeugma Antik Kenti Kurtarma Çalışmaları
Cadyanda - Kadyanda (Üzümlü)
Colossae
Coracesium (Alanya)
Cyaneae - Kyaneae (Yavi veya Yuva Köyü)
Çatal Höyük
Dağlık
Didyma (Didim, Yoran, Yeniköy)
Dolichiste (Kekova Island)
Ephesos (Efes, Selçuk)
Gerga
Hamaxia
Hattusaş (Boğazkale, Boğazköy)
Herakleia Salbake
Isında (Belenli)
Istlada (Kapaklı)
İotape
Kalamaki (Kalkan)
Kanesh (Kültepe)
Karatepe
Klaros
Klazomenai
Kolophon ve Notion (Değirmendere ve Ahmetbeyli)
Labranda (Labraunda)
Laertes
Laodikea (Laodiceia Ad Lycum) (Goncalı)
Letoon - Letoum (Bohsullu, Bozoluk)
Limyra (Zenzerler, Turunçova)
Magnesia Ad Meandrum (Menderes Magnesia'sı) (Ortaklar-Tekkeköy)
Miletus (Balat, Akköy)
Myra - Noel Baba Kilisesi
Myra (Demre, Kale)
Myus (Avşar Kalesi)
Nysa (Sultanhisar)
Olympos (Çıralı, Yanartaş, Deliktaş)
Orthosia
Patara (Gelemiş, Ovagelemiş, Kelemiş)
Perge (Aksu)
Phaselis (Tekirova)
Phellos (Pınarbaşı)
Phokaia
Pınara (Minareköy)
Piginda
Pisidia
Priene (Güllübahçe - Söke)
Sardis (Sart)
Selge
Selinus
Side
Sidyma (Dodurga Asarı)
Sillyon
Simena (Kale)
Sura
Syedra
Telmessos (Fethiye)
Termessos
Theimussa (Kale İskelesi - Üçağız)
Tlos (Kalesar)
Tralleis (Aydın)
Tripolis
Trysa
Xanthos (Kınık)
Yazılıkaya

Kapadokya

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin dünyada en güzel bütünleştiği yerdir. Coğrafik olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da, bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık yaşlı medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır.
Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitaplık 'Geographika' adlı kitabında (Anadolu XII,XIII,XIV) Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir.
Bu günkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir,Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Ürgüp, Avanos, Göreme, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.

Kayalara oyulmuş geleneksek Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler 19. yüzyılda yamaçlara ya kayaların yada kesme taştan inşa edilmişlerdir.Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir.Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır.Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir.Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bir bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir.

Havaalanı Uçuş Bilgileri

Bir misafiriniz var ve uçağının durumunumu merak ediyorsunuz buyrun sadece iki tık.


Atatürk Hava Limanı geliş-gidiş
Esenboğa Hava Limanı geliş-gidiş
Adnan Menderes H.L geliş-gidiş
Antalya Hava Liman geliş-gidiş
Dalaman Hava Limanı geliş-gidiş
Diğer Hava Limanları geliş-gidiş

Paris hakkında bir kaç site

Today's Club Report for 11. Sept  – Something Is Burning, Darling  –  Only Cheese of the Week
Café Metropole –  Tidbits, Crumbs, Canary Feathers –  And the Living Is Easy Au Bistro  –  xxxxxxxxxxxxxx  –  xxxxxxxxxxxxxxxx -->
The Club 'Report' for Thursday, 4. Sept – New, True Firsts, No Facts  –  Including Sleeper of the Week
♥ This Week's Paris ♥ Posters I  ♥ Posters IIPosters IIIPosters IVPosters V Posters VI
Ric's Cartoon – "The blues got me."

Yamaç Paraşütü İçin En İyi 10 Adres

1. Babadağ - FETHİYE
2. Çökelez Dağı - DENİZLİ
3. Abant - BOLU
4. Alidağ - KAYSERİ
5. Munzur Dağları - ERZİNCAN
6. Asas Tepesi - KAŞ
7. Dinamit Tepesi - PAMUKKALE
8. İnönü C Tepesi - ESKİŞEHİR
9. Bozdağ - İZMİR
10. Nemrut - ADIYAMAN

BABADAĞ
Her zaman ilk tercih.Fethiye Ölüdeniz’e tepeden bakan Babadağ, hemen hemen tüm jüri üyelerimizin ilk tercihi oldu. Ölüdeniz’e 1969 metreden iniliyor. Bu yükseklikten Patara plajını, Dalaman’ı ve hatta Rodos’u bile görebiliyorsunuz. 1700 metre yükseklikteki uçuş noktasına ciplerle gidiliyor. Yol 50 dakika sürüyor. Rüzgar yeterli değilse, 1900 metreye çıkılıyor. Deneyimli pilotlar, yamaç paraşütüyle 3500 metre yüksekliğe kadar çıkabiliyor ve havada 5 saat kalabiliyor. Babadağ, Uluslararası Hava Oyunları’na da ev sahipliği yapıyor. Toplam üç pist var. Yaz sezonu boyunca hava tutarlılık gösteriyor. Babadağ’da yamaç paraşütü hizmeti veren şirketler Aventura, Easy Riders, Focus Turizm ve Extreme Tandem.

ÇÖKELEZ DAĞI
Tanınmaya çalışıyor.Çökelez Dağı Denizli Merkez’e 30 kilometre uzaklıkta. Atlayış noktası 1650 metrede. Batı ve güneyden esen rüzgarlar hakim. Çökelez Dağı’ndan yapılan uçuşlarda Denizli merkez, Sarayköy, Buldan, Honaz ilçeleri ile Organize Sanayi Bölgesi rahatlıkla görülebiliyor. Çökelez Dağı’ndan havalanan paraşütçü isterse dağın hemen eteğinde inişe geçebilir ya da 100-180 kilometre arasındaki mesafeye kadar iniş yapabilir. Uçuş için tur düzenleyen şirket yok. Ancak, yerel yönetimlerin ve Pamukkale Arama Kurtarma Doğa Sporları Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği etkinlik ve festivallerle tanıtılmaya çalışılıyor.

ABANT
Cennetin üzerinde uçunYamaç paraşütü Abant’ın hemen yanında bulunan Örencik Köyü ve Çepni Yaylası’ndaki tepelerden yapılıyor. Türk Hava Kurumu’nun eğitim uçuşları açısından Türkiye’nin en uygun alanları olarak belirlediği Abant’ta, 65 ile 125 metre arasındaki tepelerden yaylaların çimenlik alanlarına iniş yapılırken, 450 ile 750 metre yüksekliğindeki tepelerden yapılan atlayışlarda ise Samat ve Örencik köylerinin boş arazilerine iniliyor. Başlangıç uçuşu, amatör uçuşlar ve uzman uçuşlar için uygun. Uçuş bölgesi kuzey, kuzeybatı, güney, güneybatı yönlerinden rüzgar alıyor. En büyük artısı ise muhteşem manzarası. Üniversitelerin havacılık kulüpleri bölgede sık sık kamp kuruyor. Bu yıl Atatürk’ün Bolu’ya geliş tarihi olan 17 Temmuz’da 1’inci Abant Havacılık Festivali yapıldı.

ALİDAĞ
Pek çok avantajı var.Alidağ, Kayseri’nin Talas ilçesi sınırlarında. Kente uzaklığı 6 kilometre. 1750 metre yüksekliğe sahip. Profesyonel ve yarı profesyonel yamaç paraşütçüleri için uygun. Rüzgar, genellikle kuzey ve kuzeybatıdan esiyor. Kent merkezine yakınlığı, sporcuların kullanabilecekleri su, tuvalet ve çay ocağının bulunması, olası kazalar için Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi’nin 3 kilometre uzaklıkta olması sporculara ajantaj sunuyor. Alidağ’dan başta Kayseri kent merkezi olmak üzere çevresindeki ilçeler görülebiliyor. Şimdilik tur düzenleyen herhangi bir firma yok. Pilotlar, 150 kilometre hızla Tomarza ve Pınarbaşı ilçelerine iniş yapabiliyor. Ama genellikle, dağın eteklerine iniyorlar. 2004’te Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası burada düzenlendi.

MUNZUR DAĞLARI
Her seviye için uygunMunzur Dağları Ergan bölgesi, Erzincan’a 7 kilometre uzaklıkta, Yaylabaşı Beldesi üzerinde. Yüksekliği 3 bin 250 metre. Her seviyedeki sporcu için uygun. 3 bin 250 metreden uçuş düzenleniyor. Amatör sporcular için 1300 metrelik Arpalık bölgesinden uçuşlar yapılıyor. Amatörler için rakımları 1300 ila 1500 metre arasında değişen yedi tepe var. Uçarken bölgedeki gölleri, şehir merkezini, bitki örtüsünü görüyorsunuz. Bölge düz olduğundan her yere inilebilir. Erzincan Belediyesi ve Munzur Fırat Doğa Sporları Derneği ortaklaşa tur düzenliyor. Orta Göl mevkiinde konaklayan sporcular, sabah yöresel tulum peyniri, bal ve tandır ekmeği ile kahvaltı ettikten sonra uçuşa geçiyor. Merhum vali Recep Yazıcıoğlu anısına düzenlenen Yamaç Paraşütü Festivali’nin 4’üncüsü geçen nisanda yapıldı.

ASAS TEPESİ
En az 35, en fazla 110 kilo1000 metredeki Asas tepesinden pilotlar nezaretinde uçmak isteyenler 100 Euro ödüyor. Kaş’ta Nautilus, SkySports ve Begonville adlı 3 uçuş şirketi faaliyet gösteriyor. Yamaç paraşütü yapacaklarda en az 35, en fazla 110 kilo olma şartı aranıyor. İlçe merkezinden pikaplar ile 45 dakikalık kara yolculuğu sonrası tepeye varıyorsunuz. İniş Kaş limanına yapılıyor. 25-40 dakika arası süren uçuşta, Kaş ilçesi, civar köyler ve Yunanistan’ın Meis adası kuşbakışı görülebiliyor. Pistin irtifası 990 metre. En iyi kalkış rüzgarı, hakim yön olan güneybatı. Pist, 2 paraşütün rahatlıkla sığabileceği genişlikte.

DİNAMİT TEPESİ
Her mevsim uçabilirsinizPamukkale Dinamit Tepesi’nde, ılıman iklimi ile yılın her mevsimi uçuş yapılabiliyor. Denizli’ye uzaklığı 21 kilometre. Bulunduğu alan turizm bölgesi olduğundan her türlü ulaşım mümkün. Batı rüzgarının hakim olduğu tepe, özellikle sabah saatlerinde uçuşa elverişli. Uçuş pisti 300 metre yükseklikte. İki paraşütün rahatça kalkış yapabileceği geniş bir alanı var. Tepenin eteklerine veya travertenlerin girişindeki helikopter pistine inebiliyorsunuz. Dinamit Tepesi’nden uçulduğunda antik kentler Hierapolis, Laodikya, Denizli kent merkezi, Denizli Ovası, Pamukkale travertenleri ve Sarayköy’ün bir bölümü rahatlıkla görülebiliyor.

İNÖNÜ C TEPESİ
Eğitim de veriliyorTürk Hava Kurumu (THK) İnönü Eğitim Merkezi C Tepesi, Eskişehir kent merkezine 36 kilometre uzaklıkta. THK İnönü Eğitim Merkezi’nin hemen yanında. Yüksekliği 230 metre. Yamaç paraşütü başlangıç eğitimini almış amatör ve uzman paraşütçüler için uygun. Başlangıç eğitimleri C Tepesi’nin hemen yanındaki 130 metre yüksekliği bulunan Yerli Tepe’de veriliyor. Rüzgar kuzey ve kuzeybatıdan esiyor. C Tepesi’nden İnönü ilçe merkezi ile geniş bir ova görünüyor. İniş, THK İnönü Eğitim Merkezi kamp alınana yapılıyor. İniş yeri doğal çim alanı. Merkezde konaklama imkanı var. Türk Hava Kurumu tarafından Yamaç Paraşütü Türkiye şampiyonaları burada düzenleniyor ve eğitimler veriliyor.

BOZDAĞ
3 Eylül’de şenlik varÖdemiş Bozdağ yaylasının Akçakmak ve Güldalan tepelerinde eğitimliler yamaç paraşütü yapabiliyor. 130 metre yüksekliğindeki Eseli tepesinde başlangıç eğitimi alınıyor. Akçakmak paraşüt uçuş pisti, Ödemiş Salihli yolu üzerinde, Ödemiş’e ve Salihli’ye 30 kilometre uzaklıkta. 1100 metre yükseklikte. Güneybatı rüzgarı alan pist, Bozdağ çam ormanlarını ve Küçükmenderes Ovası ile meşhur Gölcük Gölü’nü görüyor. Subatan Yaylası ve Zeytinlik beldesini dolaşarak Birgi top sahasına iniliyor. Tur düzenleyen şirket yok. Emniyet Havacılık Kulübü, 3 Eylül’de yamaç paraşütü şenlikleri gerçekleştirecek. Güldalan Tepesi’nde kuzey rüzgarları uçuş için uygun. Bozdağ yaylasına 3 kilometre uzaklıkta. 1300 metre yüksekliğinde. Bozdağ yaylasının ve çam ormanlarının üzerinden geçerek Bozdağ beldesinin yazlık evleri üzerinde turladıktan sonra, Bozdağ spor sahasına iniliyor.

NEMRUT DAĞI
Baraj gölü manzaralıNemrut Dağı 2 bin 200 metre yüksekliğe sahip. Profesyonel ve amatör yamaç paraşütü yapanlar için uygun. Bugüne kadar çoğunlukla gösteri amaçlı uçuşlar yapıldı. Genelde kuzey ve güney rüzgarları hakim. Adıyaman’daki Maceraperest Doğa Sporları Kulübü, zaman zaman yamaç paraşütü kursu düzenliyor. Nemrut’tan uçuş yaparken Atatürk baraj gölünü, uzaktan Adıyaman’ı, Kahta’yı ve Şanlıurfa’nın Siverek ilçesini görüyorsunuz

İzmit Kartepe Kayak Merkezi

Kartepe Kayak Merkezi,1650 mt. yükseklikte Kartepe Dağı üzerine kurulmuştur. Kış turizminin yeni kayak merkezi Kartepe, bu kadar kısa sürede, size günübirlik kayak keyfi yaşamanızı ve doğayla iç içe olmanızı hedefliyor. Böylece hem kayak sporu pahalı bir spor olmaktan çıkıyor hem de kayak severler kayak yapmanın tadına varabiliyor.Kartepe Kayak Merkezi, Kocaeli’nin hemen çıkışında; Maşukiye’de. Bursa, Ankara ve İstanbul üçgeninin tam ortasında bulunuyor. İstanbul’dan İzmit’e doğru hareket edip, yaklaşık 100 kilometre sonra otobandan çıkınca Maşukiye’ye ulaşıyorsunuz. Az ileride Kartepe, bütün heybetiyle sizi bekliyor. Yani kayak keyfi yaşamak için uçağa binip uzak diyarlara gitmeye ya da zorlu yollarda saatlerce araba kullanmaya gerek yok.

Maşukiye’den zirveye çıkmaya başlarken, vahşi doğaya adım atıyorsunuz. Yolun iki tarafını kaplamış geniş yapraklı ağaçların arasından geçtiğiniz zirve yolculuğu, 17 kilometre. Son derece zengin bitkisel örtüye sahip bölge, aynı zamanda yaban hayvanları için bakir bir saha. Öyle ki, özellikle sonbaharda sarıdan kahverengiye kadar onlarca farklı tonlara bürünmüş ağaçları izlerken; her an karşınıza bir geyik, bir ayı, hatta bir yaban domuzu çıkabilir.Doğayla baş başa kaldığınız yaklaşık 10 dakika süren yolculuktan sonra, bin 700 metre zirvedeki Kartepe’ye ulaşıyorsunuz. Tatil keyfini süreceğiniz bu yer, tüm güzelliğiyle sizi selamlıyor. Kış sporlarının yapıldığı diğer turistik bölgelerden farklı olarak, deniz ve göl manzarasına sahip birkaç dağdan biri Kartepe. Sapanca Gölü’nü ve İzmit Körfezi’ni tepeden görüyor. Doğası ve benzersiz pistleriyle kısa sürede kayakseverlerin gözdesi olmaya aday mekan, en modern teleferik ve telesiyej sistemleriyle dikkat çekiyor. 3 milyon 500 bin metrekare alan üzerine yayılan tesislerde Türkiye’nin en büyük kayak pistleri yer alıyor. Kayak yapmak için

Kartepe, Geyikalanı ve Kürekdağı arasında kalan Kadıkonağı adı verilen alan kullanılıyor.Kartepe Kayak Merkezi, aslında sadece kayak turizmi için planlanmış bir tesis değil. Baharda yayla çiçekleri, yazın birbirinden güzel çam ağaçları, sonbaharda ise renkleriyle adeta alev alev yanan meşe ağaçları var. Ayrıca golften futbola, trekkingden, binicilik sporuna kadar her dönem için farklı etkinlikler düzenleniyor. Fakat en büyük yatırım kayak turizmine.

Türkiye’deki diğer kayak merkezlerine oranla tabii şartları daha avantajlı olan Kartepe’de, 4 lift ve 12 pisti kullanmak mümkün. Kaymayı bilmeyenler için ayrı, profesyoneller için ise ayrı pistler organize edilmiş. Kayak merkezlerinin korkulu rüyası ‘karsızlık’ yani yeterince kar yağmamasına da bir çözüm bulunmuş: Sun’î kar sistemleri hazırlanmış. Dört gözle beklediğiniz hafta sonu tatilinizde, havanın size sürpriz yapma ihtimali yok. Güneş de açsa kayabiliyorsunuz

İstanbul’a sadece 115 km mesafede olup; bunun 90 km’si TEM gören muhteşem manzarası ile orman içerisinden 1 saat sürüyor. Yapılan meteorolojik çalışmalara göre, Kuzeybatı yönünden esen ve Karadeniz’i aşarak kışın bölgeye yoğun yağış getiren Karayel rüzgarının Marmara bölgesinde ilk karşılaştığı Kartepe’nin 1100 m üstündeki yüksekliklerine yoğun kar yağışı getiriyor.

Kartepe Kayak Merkezi, Kocaeli Maşukiye ilçesinin hemen kuzeyinde bulunmaktadır. Eteklerinde kayak tesisleri bulunan yakın bir merkez olmuştur. Kartepe kış aylarında cazip bir kayak merkezi olmayı hedeflemektedir. Aytepe, Kocaeli Yuvacık ilçesine bağlı, Yuvacık Baraj Gölü’nün hemen üstünde bulunan 900 metre yüksekliğe ulaşan bir tepedir. Aytepe ve çevresinde tipik Karadeniz bitki örtüsü özellikleri görülebilir. Yöre halkının da Karadenizli olması bu bölgeye daha karakteristik özellik katmıştır. Dağınık yerleşimli, yanında serender bulunan ahşap köy evleri, kara lahana dikili bahçeleri bu özelliklerden bazılarıdır. Bölgede Beşkayalar tabiatı koruma alanı bulunmaktadır.

Kartepe Kayak Merkezi PistlerKartepe Kayak Merkezi‘nde 4 lift 3 telesiyej 1 teleski mevcut olup pist uzunlukları 400 m ile 3500 m arasında değişmekte. Kartepe Kayak Merkezi‘nde kayak sezonu Aralık sonlarından Şubat sonuna kadar sürüyor. Kartepe Kayak Merkezi‘nde kar kalınlığı normal şartlarda 80- 200 cm arasında değişiyor.

Türkiye'nin ilk telli su kayağı tesisi

Bursa'da geçtiğimiz günlerde faliyete geçen Telli Su Kayağı Tesisi (Sukay Park), kendi eğitimcilerini yetiştirmesinin ardından Türkiye'nin ilk telli su kayağı spor takımını kuruyor. Türkiye'nin ilk su kayağı tesisi, Bursalı gençlerin yanı sıra İstanbul, Eskişehir, Ankara ve İzmir gibi illerden meraklıların akınına uğruyor. Hafta sonları dolup taşan su kayağı tesislerine özellikle gençlerin yoğun ilgisi, tesis yöneticilerini harekete geçirdi. Bu alanda Türkiye'nin çok gerilerde olduğunu belirten tesis yöneticisi Nuri Çevik, kuracakları takımla uluslararası su kayağı yarışmalarına katılmak istediklerini belirtiyor. Konuyu Su Altı Sporları Federasyonu ile görüştüklerini ve ağustos ayının ilk haftasına kadar Osmangazi Belediyespor olarak takım kuracaklarını belirten Nuri Çevik, bu döneme kadar hakem ve antrenör sorunlarının da halledileceğini dile getirdi. 17-18-19 Ekim tarihlerinde Bursa'da yapılacak olan 'Avrupa Telli Su Kayağı Şampiyonası' öncesi ağustos ayında 'Türkiye Telli Su Kayağı Şampiyonası' yapmayı amaçladıklarını kaydeden Çevik, Bursalı gençlerin kısa sürede kat ettiği aşamanın memnuniyet verici olduğunu vurguladı. Tesis yöneticisi Nuri Çevik, kışın Uludağ'da kar kayağı yapan sporcuların su kayağını rahatlıkla yapabildiğini ve bu sporcuların kendi aralarında takımlar kuracağını belirterek, şu bilgiyi verdi: "Su kayağı tesisimiz beklediğimizden de fazla ilgi görüyor. Kar kayağı yapan sporcuların yanı sıra İstanbul, Eskişehir, Ankara ve İzmir gibi illerden yoğun talep alıyoruz. Özellikle hafta sonları tesisler dolup taşıyor. İstanbul'dan arayıp rezervasyon yaptıranlar bile var. Çukurcalı gençler de bu anlamda çok büyük aşama kaydetti. Çiftçilik yapan gençler, hiç aksatmadan su kayağı sporunu öğreniyor. Biz, bu gençlerle bir takım kuracağız. Almanya'dan gelen hocalar da bize büyük destek sağladı. Ancak kendi hocalarımızı yetiştirdikten sonra Almanları gönderdik. Çalışmalarımıza federasyon da destek veriyor." Tesislerin halen ücretsiz olarak hizmet verdiğini hatırlatan Çevik, kayak yapmak isteyenlerin kayak malzemeleri yoksa, kiralama yoluyla verdiklerini söyledi. Bu sporu yapabilmek için gereken özel kıyafet, kayaklar, can yeleği ve kask gibi malzemelerin kira bedeli olarak 20 YTL aldıklarını belirten Nuri Çevik "Kayak süresi ise 2 saat. Bu süre sonunda, devam etmek isteyen olursa, belli bir süre dinlendikten sonra tekrar başlayabiliyor." açıklamasında bulundu. Türkiye'nin ilk telli su kayağı tesisi Osmangazi Belediyesi tarafından Avrupa'daki benzerlerinden daha üst kalitede yaptırılan tesisler için 6 milyon YTL harcandı. Tesis, 35 bin metrekarelik gölet ve 5 bin metrekarelik ada ile yeşil alanlardan oluşuyor. Göletin derinliği 1,5 metre. Tesisin ortasında çeşitli cemiyet ve eğlencelere hizmet verebilecek ada bulunuyor. Adaya ulaşım, gölet altındaki tünelden sağlanıyor. Tesiste, su kayağının yanı sıra voleybol, tenis kortları ve kauçuk atletizm parkuru gibi birçok spor bir arada yapılabiliyor.

termal turizm

Türkiye'de Termal Turizm

Türkiye jeotermal kaynak zenginliği ve potansiyeli açısından Dünyada ilk yedi ülke arasında yer almakta olup, Avrupa'da birinci sıradadır. Ülkemizin termal suları, hem debi ve sıcaklıkları hem de çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa'daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşımaktadır. Termal sularımız doğal çıkışlı ve bol su verimli, eriyik maden değeri yüksek, kükürt, radon ve tuz bakımından zengindir. Ülkemiz sıcaklıkları 20 ºC'nin üzerinde debileri ise 2–500 lt/sn arasında değişebilen 1500'den fazla kaynağa sahip bulunmaktadır.Deniz kıyısında bulunan termal kaynaklar turizm çeşitliliği açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Ayrıca dağcılık ve ormanlık bölgelerinde bulunan termal kaynaklar ise çevre ve doğa kullanımı dolayısıyla farklı çekici unsurlara sahiptir.Termal turizmin sağladığı olanaklardan bazıları;

• 12 ay turizm yapma imkanı,
• Tesislerde yüksek doluluk oranına ulaşılması,
• Yüksek istihdam oluşturulması,
• Diğer alternatif turizm türleri ile kolay entegrasyon oluşturarak bölgesel dengeli turizm gelişmesinin sağlanması,
• Termal tesislerde insan sağlığını iyileştirici aktiviteler yanı sıra sağlıklı-zinde insan yaratma, eğlence ve dinlenme olanaklarının da bulunması,
• Kür merkezi (tedavi) entegrasyonuna sahip tesislerin maliyetini çabuk geri ödeyen karlı ve rekabet gücüne sahip yatırımlar olmasıdır.

Ülkemizde 46 ilde 190 civarında kaplıca tesisi bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığından termal amacına yönelik olarak (Sağlık Bakanlığınca kür merkezi uygun görülen) turizm yatırım belgesi almış 10 tesisin yatak sayısı 2.461, turizm işletme belgesi almış 30 tesisin yatak sayısı ise 8.562'dir. Yaklaşık olarak 16.000 yatak kapasiteli 156 tesis ise yerel idare tarafından belgelendirilmiştir. Tedavi etkeninin belli dozda, seri halde, düzenli araliklarla, belli sürelerle tekrarlanarak verilmesi ile uygulanan tedavi yöntemidir.

Dalış turizmi için uygun yerler

Bazı Dalış Bölgeleri

AntalyaKemer: Ülkemizin en çok dalış okullarının bulunduğu bu dünyaca ünlü turistik beldemiz, bünyesinde çeşitli dalış alternatifleri bulundurmaktadır.Hemen Antalya liman girişinde bulunan Fransız askeri nakliye gemisi 20-32 metre derinliklerde yatmaktadır, genelde bulanık olan su batık meraklıları için çok ilginçtir.Kemer Marinası açıklarında 33 metre kumluk dipte yatan Paris Batığı, her dalıcının ziyaret etmesi gereken bir batıktır.Tekirova açıklarındaki Üç Adalar çeşitli dalış türlerini gerçekleştirilebildiği bir bölgedir. Bölgenin zengin bir dalış noktası olan kanyonda iri vatozlar ve her çeşit balık görülebilir. Üç adalar, Mağara dalışı için de idealdir. Ağustos ve eylül aylarında, orkinos sürüleriyle karşılaşıldığı gibi fok balığına da rastlanabilir. Yine bu sular makro ve gece fotoğrafçılığı için harikadır. Kıyı sularda yunuslarla her an karşılaşılabilir.

Kalkan: Advance Dalıcılara yönelik olan Kalkan suları, ciddi dalışlar yapıp form tutmak isteyenler için idealdir. Akıntı, sert rüzgar, duvar dalışı, macro hayat, pelajik, batıklar bölgenin dalış zenginlikleridir. 30'lu metrelerde yüzlerce ıskarmoz, orfozların akıntıda durabilme becerileri seyredilmeye değerdir. Kaplumbağa, orkinos, vatos, köpekbalığı görülebilecek deniz canlıları arasındadır.Patara kanyonu, mercan ve sünger çeşitleriyle süslüdür. 11 metreden 132 metreye inen fener duvarı, oldukça canlı ve renklidir. Öksüz Ada ise köpekbalığı ailesinden keler balıklarını barındırır.

B-24 Amerikan Savaş Uçağı Batığı : Antalya'nın Manavgat ilçesi yakınlarında, 200 m açıkta yatan batık, 1944 yılında Romanya üzerindeki bombalama görevini yerine getirdikten sonra Kıbrıs'taki üssüne dönmek üzere hareket eden "Hadley's Harem" isimli B-24 tipi Amerikan savaş uçağına aittir.1995 yılında yapılan çıkartma çalışmalarında uçağın kokpiti su yüzüne çıkarılmış, bir süre Cengel jandarma karakolunda kaldıktan sonra İstanbul'daki özel müzelerden birine götürülmüştür. Uçağın kalan kısmının çıkarma çalışmaları sürmektedir. Uçağa dalış özel izin gerektirmektedir.

Uluburun Antik Batığı: Kaş ilçesinin 8.5 kilometre güney doğusunda uzanmakta olan Uluburun'un doğu kıyısından 60 metre açıkta yatan batık M.Ö 14. yüzyıla ait bir yük gemisi kalıntılarıdır. 1984 yılında başlanılan dalışlar sonucu geminin 61 metre derinliğe kadar yuvalanmış, eşsiz yükü gün yüzüne çıkartılmıştır. Çıkarılan eserler günümüzde Bodrum sualtı arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

Gelidonya Antik Batığı: Antalya körfezinin batı ucunda bulunan Gelidonya batığı, bugünkü adıyla Taşlık burnunun yakınında seyrederken kayalara çarparak batan bir yük gemisine aittir. 26-28 metre derinlikte bulunan batığa 1960 yılında yapılan araştırma dalışlarıda, geminin M.Ö. 13. yüzyıl sonlarına ait olduğu saptanmıştır. Bu batığın diğer bir özelliği, kara kazısı standartlarına uygun olarak yapılan ve kazısı tamamlanan ilk sualtı kazısı unvanına sahip olmasıdır.1994 araştırması sırasında Gelidonya batığında bulunan taş çapalardan, Ortadoğu kökenli olduğu tahmin edilmektedir. Batıktan çıkarılanlar Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Fransız (Sosyete) Batığı: Antalya Yat Limanının 1 km açığında, şamandıranın altında yatan batık, 1942 yılında savaş sırasında batırılan "San Didier" adlı Fransız savaş gemisine aittir. 1946 ve 1974 yıllarında yapılan çalışmalarda geminin içindeki yükün büyük bir bölümü çıkarılmıştır. Hastane destek gemisi görünümünde olan bu geminin içinde cephane ve çöl şartlarını uygun arabalar bulunmaktaydı. Kamufle edilebilmesi için personelin üniforma giymemesi ve balıkçıların yardımları sırasında gemideki insanların şahsi malzemelerini de yanlarında taşımaya gayret etmeleri halk arasında geminin adının "Sosyete batığı" olarak kalmasına neden olmuştur.Bu gün üzerinde pek bir şeyin kalmadığı batık yine de dalgıçlarının ilgisini çekmeye devam etmektedir. Dalış yapabilmek için Antalya valiliği ve Deniz Polisi Şube Müdürlüğünden izin almak gerekmektedir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise yat limanı ağzına yakınlığı dolayısıyla tekne trafiğinin fazla olmasıdır.

Falezler: Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgede karadan dalış için elverişli noktalara sahiptir. Falez oluşumları 14 metreden 25 metre derinliğe kadar inerler. İlk 20 m ilgi çekicidir. Giriş kolaylığı açısından tercih edilen yerlerden biri Konyaaltı plajına inen varyantın altıdır. Bu bölgede kayalık kesim 25 metreye kadar iner ve suyun altında falezleri ve üzerindeki canlı yaşamını görmeye imkan kılar.

Sıçan Adası: Antalya limanına bir kaç kilometre uzaklıkta olan bu küçük ada dalıcıların ilgisini çeken diğer bir bölgedir. Sahile bakan batı yakası sığ bir derinliğe sahip olup (maksimum 8 metre) dip yapısı genelde kumdur. En ilgi çekici bölümü kuzey doğu yakasıdır ve kayalık dip yapısı 22 metreye kadar inmektedir. Aynı zamanda doğusunda ufak bir mağaranın olması dalıcılar için hoş bir sürprizdir. Batıdan esen poyraz dalga yaratmamasına rağmen rüzgar şiddetine bağlı olarak kuvvetli yüzey akıntılarına neden olur. Günlük tekne gezisine çıkanların da ilgi odağı olduğundan yoğun bir tekne trafiğine sahiptir.

Kaş Uçak Batığı: İkinci Dünya Savaşı sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı Meis adası yakınlarında batan üç pervaneli İtalyan savaş uçağı 57 metrede görülmeye başlamakta ve kuyrukla diğer metal parçaları meyil nedeniyle 70 metre derinliğe kadar uzanmaktadır. Enkazın etrafında patlamış ve hala aktif olduğu tahmin edilen cephaneler bulunmaktadır.Tekirova'nın açıklarında bulunan küçük adalardan oluşmuş bir dalış bölgesidir. Etrafında bir çok dalış bölgesinin bulunması, çok çeşitli derinliklere sahip olması dip yapısının Antalya'ya oranla zengin olması, görüş netliği ve bir çok dalış merkezine yakınlığı nedeniyle en popüler dalış bölgelerinin içinde yer alır. Kemer yat limanından aşağı yukarı 45 dakika mesafededir.

Gök Mağarası: Finike'de bulunan Gök Mağarası, Asya'nın dalışı yapılmış en derin mağaralarından biridir. Mağaradan çıkan tatlı su 15 metre derinlikten sonra suyla karışır. Geniş bir koridorla dibe doğru inen mağarada sarkıtların bulunması daha önceden kuru olduğunun işaretlerindendir.

Paris Batığı: Kemer Yat Limanı'ndan 1,5 km kadar açıkta kum bir zemin üzerinde, 25 metre derinlikte yatan batık İkinci Dünya Savaşı sırasında batan bir Fransız yük gemisine aittir. 1896 yılında yapıldığı tahmin edilen gemi 3 güverte ve iki ambara sahiptir. Ambarlardaki birbirine kaynamış cephaneler, orta bölümdeki çini kaplı kısım ilginç noktaları oluşturmaktadır. Son yıllarda dalıcıların bir hayli ilgisini çeken bu batığın bir çok ziyaretçisi bulunmaktadır.

Suluin Mağarası: Antalya platosu traverten bir platodur ve bu platoyu; su, kireç taşlarını eriterek meydana getirmiştir. Bu oluşumun altından bir çok tatlı su kaynakları denize karışmaktadır.Kırkgöz mevkiindeki Suluin mağarası, içindeki sarkıt ve dikitlerden dolayı daha önceden kuru olduğu tahmin edilen sualtı mağaralarından birisidir. 1995 yılında yapılan bir araştırmada mağara derinliğinin 83 metreye ulaştığı ve kanallardan daha ilerlendiğinde 45 metre civarı bir derinlikte büyük bir salonun içine girildiği saptanmıştır. Bu salonun duvarları sarkıtlar, traverten havuzlar ve diğer oluşumlarla kaplıdır. Salona giren ve çıkan çok sayıdaki yan kollar olduğu yapılan araştırma dalışlarında görülmüştür.

BalıkesirAyvalık: Bir rivayete göre kayıp Atlantis'in yer aldığı yer olan Ayvalık, eşsiz dalış olanaklarına sahiptir. Güneş Adası, Yuvarlak Ada, Kerbela Taşları belli başlı dalış noktalarıdır. En popüler dalış noktası ise, Kız Adasının açık denize bakan yanıdır. 19 metre derinlikte başlayan sualtı faunası gerçekten görülmeye değerdir.

MuğlaDatça: Ünlü coğrafyacı Strabon'un "Tanrı çok sevdiği kulunu ömürlü olsun diye Datça yarım adasına gönderir" dediği Datça'da harika dalış alanları bulunmaktadır. Kara incir açıklarında bulunan irili ufaklı adacıklar etrafında, 10-40 metre arasında köpekbalığı, yunus, Akdeniz Foku, kovuk içlerinde 3-4 müren bir arada görülebilir. Datça yat limanına sonradan bağlanmış olan küçük bir adacık olan Esen ada uygun dalış noktalarına sahiptir.

Marmaris: 52 Dalış noktası ve çeşitli antik kalıntıların yer aldığı Marmaris'in derinlikleri her dalıcıyı mutlu edecek çeşitlilikler içerir. Dış boğaz'da, 33 metrede Rodos, Kütük Burnu, Cennet Adası, Kadırga Feneri, Kargı Adası başlıca dalış noktalarıdır. Cennet adası yamaçlarından yapacağınız duvar dalışında derinliğe dikkat edilmelidir. Duvarın üstü, birbirinden güzel bitki ve macro yaşamın barınağıdır.

Bodrum: Dünyanın sayılı sualtı müzelerinden birini barındıran Bodrum bütün güzellikleri yanında sualtı turizminde Türkiye'nin dışarıya açılan penceresidir.Bodrumun doğusundaki Orak adası derinliği, mağaraları, rengarenk süngerleri ve 100 metreyi geçen doğu duvarıyla bir dalış cennetidir. Sığ yerlerdeki taş formasyonu da ayrı bir güzelliktir. Oraklar tüm bir dalış gününü alacak zenginliğe sahiptir. Antik kalıntıya da rastlanabilen Kargı ve Köçek adalarının 20-30 m derinlikleri, makro fotoğrafçılık için uygun irili ufaklı pek çok canlı barındırmaktadır. Köçek adası yolunda bulunan 19 metredeki resif' dalınması gereken bir noktadır. Bu resifte avlanma yapılmadığı zamanlar her türlü canlıyı görebilirsiniz. Çatal adası ve karşı sığlıklar, Gemitaşı bahçesinin kıyıları dalış için ilginç noktalardır.

ÇanakkaleSaros: İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla dalıcıların gözdesi olan Saros, dalıcıların ilgisini çekecek batıklarla doludur. Çanakkale boğazının çıkışındaki Kaptan Franko, Saros körfezinde Kemiklinin açığında 30 metrede yatan Lundy dalınabilecek batıklardandır. Boğazda 15 ile 30 metre derinliklerde yeni eski her türlü kalıntıyla karşılaşılabilir. Siyah mercan da dahil olmak üzere su altı faunası oldukça zengindir. Ancak akıntıya dikkat edilmelidir.

Gökçeada ve Bozcaada: Her iki adaya da düzenli feribot seferleri yapılmaktadır. Gökçeada'da dalış okulu olmadığından, çevre illerdeki dalış okullarına başvurulmalıdır. Gökçeda'nın Kuzu Limanı'nda Birinci Dünya Savaşı'ndan kalma batık kalıntıları vardır. Mermer Feneri ile Anadolu yakası arasında kalan bölgede araştırma yapılırsa devasa çapalar ve gemi kalıntılarına rastlanabilir. Eşşek adası civarında Orfoz ve Karayer adaları da her türlü canlıyı görülebileceği dalış noktalarıdır. Mermer Burnu, Tuz Burnu'nun güney sahilleri serbest dalıcılık için uygundur. Çanak limanı, Bakla Taşı ve Pınar Dere Gökçeada'nın diğer dalınabilir noktalardır.Pek çok turistik aktivitenin yeraldığı Bozcaada'da dalış okulu da bulunmaktadır. Bozcaada kıyıları keşfedilmeye hazır pek çok dalış noktalarına sahiptir.MersinTemiz suları ile Mersin, dalıcılara çok farklı olanaklar sunmaktadır. Dana adasının batı burnunda ters dönmüş yük gemisi dalgıçlar tarafından sık ziyaret edilen batıklar arasındadır. Kurt burnu, Fok burnu, kuzey batısında batık bir adanın bulunduğu Dana adası, büyük amphoraların yer aldığı Sıncak Koyu Mersin'in ilginç dalış noktalarıdır.

İstanbul Turu

İstanbul’da Dünyaca tanınmış yapı ve alanların görüldüğü, gezildiği bu turlar çoğunlukla “Eski Kent” olarak tanımlanan Hipodrom "At Meydanı" ile Galata Kulesi çevresinde gerçekleştirilmektedir.Aya Sofya, Arkeoloji Müzesi, Sultan Ahmet Camisi, Topkapı Sarayı, İstanbul Üniversitesi, Kapalı Çarşı, Galata Köprüsü ve Kulesi vb. gezilmektedir

TOPKAPI SARAYI:Topkapı Sarayı, İstanbul'da yer alan ve dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişidir. Konumu, Haliç’i, Boğaziçi’ni ve Marmara denizi gören, İstanbul’un ilk kuruluş yeri olan bilinen akropol tepesidir. Tarihi İstanbul üçgen yarımadasının en uç noktasında, 5 km'yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir komplekstir.

ÇİNİLİ KÖŞK: Arkeoloji Müzesi karşısındaki iki katlı enteresan binadır. Fatih Sultan Mehmet' in Topkapı Sarayında yaptırttığı ilk binadır. 1472 Tarihli yazlık köşk, sütunlarla hareketlendirilmiş cephesi, eyvanlı terası ve kesme çini dekoru ile Selçuklu tesirinde bir erken Osmanlı örneğidir. Giriş duvarında uzun kitabe yer almıştır. Giriş bölümü, üzeri kubbeli bir mekan olup, yanlarda tonozlu odalar yer vardır. 13-19 yy. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait seramik ve çiniler kronolojik sıralı sergilenmiştir 16 yy. İznik yapımı çiniler müzenin önemli eserleridir.

ESKİ ŞARK ESERLERİ MÜZESİ: Bir okul binası iken 1917 de müze olarak kullanılmaya başlanmıştı. 1963- 1973 yıllarındaki yeni düzenleme ile modern hale getirildi. I Dünya savaşları öncesi, Osmanlı idaresindeki Mısır ve Orta Doğu ülkelerinden getirtilen kültür eserleri, Anadolu Uygarlıkları buluntuları ile eşsiz ve güzel bir koleksiyon oluşturur.

AYA İRİNİ MÜZESİ: Aya İrini Müzesi, Ayasofya'yla birlikte en görkemli ve en büyük Bizans kiliselerinden biri olarak Topkapı Sarayı’nın ilk avlusunda yer alır. VI. Yüzyıl’da İmparator Justinianus zamanında inşa edilen kilise, tipik Bizans mimarisinin esintilerini taşır.

Beyoğlu Turu Beyoğlu Ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa'nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu İstiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir.Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyatı Müzesi (Mevlevi Tekkesi - 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır.Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarenk, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı... Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri...

Taksim Otelleri

The Central Palace
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Taksim
LaresPark Otel Taksim İstanbul
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Otel Gezi
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Taksim
The Marmara İstanbul
Sınıfı : : 5 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
İstanbul Savoy Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Divan İstanbul
Sınıfı : : 5 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Eresin Taxim Premier
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Lamartine Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Feronya Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Otel Villa Suite
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
SV Boutique Otel
Sınıfı : : Butik Otel
İlçesi : Taksim
Lush Hip Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Taksim
Riva Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Grand Star Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Star Oteli
Sınıfı : : 2 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Aygün Plaza Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Germir Palas Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Taksim
Eresin Taxim Otel, Best Western International
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
The Madison Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Butik Star Otel
Sınıfı : : Butik Otel
İlçesi : Taksim
Otel Taksim Eterno
Sınıfı : : 3 Yıldız
İlçesi : Taksim
Taksim Gönen Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Konak Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Otel Euro Plaza
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Ceylan InterContinental Istanbul
Sınıfı : : 5 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
The Pera Suites Istanbul
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Taksim
Golden Age 1 Otel
Sınıfı : : 4 Yıldız
İlçesi : Taksim
The Green Park Taksim Otel
Sınıfı : : 4 Yildiz
İlçesi : Taksim
Residence Taksim Otel
Sınıfı : : 3 Yıldız
İlçesi : Taksim
Lion Otel
Sınıfı : : 4 Yıldız
İlçesi : Taksim
Golden Age 2 Otel
Sınıfı : : 3 Yıldız
İlçesi : Taksim
Crystal Otel
Sınıfı : : 4 Yıldız
İlçesi : Taksim
Taksim Metropark Istanbul
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim
Kervansaray Otel İstanbul
Sınıfı : : 4 Yıldız
İlçesi : Taksim
Titanic City
Sınıfı : : 4 Yıldız
İlçesi : Taksim

4 Yıldızlı İSTANBUL OTELLERİ

Otel İstanbul Conti
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Mecidiyeköy

LaresPark Otel Taksim İstanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

İstanbul Royal Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Güneş Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Merter

Mim Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Nişantaşi

Antik Otel İstanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Beyazıt

Otel Yenişehir Palas
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Beyoğlu

Richmond İstanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Beyoğlu

İstanbul Savoy Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Eresin Taxim Premier
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Arcadia Otel İstanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Lady Diana Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Lamartine Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Feronya Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Otel Villa Suite
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Bilek İstanbul Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : 4.Levent

Grand Yavuz Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Otel Grand Beyazıd
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Beyazıt

Çara Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Otel Vicenza
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Şehzadebaşı

Otel Klas
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Riva Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Grand Star Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Aygün Plaza Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Zurich Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Prince Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sirkeci

Otel Özmen
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Otel Prestige
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Grand Otel Gülsoy
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Şehzadebaşı

Büyük Şahinler Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Ramada Old City Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Fındıkzade

Aziyade Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Armada Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Ahırkapı

Otel Yiğitalp
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Şehzadebaşı

Best Western Senator Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Şehzadebaşı

Eresin Taxim Otel, Best Western International
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Kent Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Beyazıt

Black Bird Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Eminönü

The Madison Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Hilton Parksa
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Maçka

The Marmara Pera
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Tepebaşı

Taksim Gönen Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Divan City İstanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Gayrettepe

Dila Otel Kadıköy - İstanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Kadıköy

Konak Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Otel Euro Plaza
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Best Western The President Otel
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Beyazıt

Taksim Metropark Istanbul
Sınıfı : 4 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

3 Yıldızlı İSTANBUL OTELLERİ

Silivri Park Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Silivri

Otel Söğüt
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Şehzadebaşı

Cihangir Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Cihangir

Gönen Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Residence Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Beyoğlu

Gümüşova Resort Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Silivri

Taşlık Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Maçka

Eyfel Oteli
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Beyazıt Akgün Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Beyazıt

Avlonya Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Aksaray

Otel Nena
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Elan Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Beyoğlu

Otel Grand Ons
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Harem Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Üsküdar

Otel Pierre Loti
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Kilyos Kale Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sarıyer

Barın Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Şehzadebaşı

Best Western Otel Amber
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet

Grand Nazar Otel İstanbul
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Aksaray

Gençler Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Büyükçekmece

Golden Crown Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Çemberlitaş

Ephesus Otel
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Aksaray

Otel Seranda
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Aksaray

Otel Monaco
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Laleli

Otel Suadiye
Sınıfı : 3 Yıldızlı
İlçesi : Suadiye

5 Yıldızlı İSTANBUL OTELLERİ

Swissôtel The Bosphorus,Istanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Beşiktaş

Barcelo Premium Eresin Topkapı Otel
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Topkapı

Çınar Otel
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Yeşilköy

Sürmeli İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Gayrettepe

Polat Renaissance İstanbul Otel
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Yeşilyurt

The Marmara İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Divan İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Holiday Inn Istanbul City
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Topkapı

Akgün İstanbul Otel
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Topkapı

Hilton İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Harbiye

Marin Princess Otel Kumburgaz
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Kumburgaz

By O Tell
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Kozyatağı

The Ritz-Carlton,Istanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Şişli

Mövenpick Otel İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : 4.Levent

Ramada Plaza Istanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Şişli

Klassis Resort Otel
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Silivri

İstanbul Princess
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Maslak

Ortaköy Princess Otel
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Beşiktaş

Kaya Ramada Plaza İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Büyükçekmece

Ceylan InterContinental Istanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Taksim

Dedeman İstanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Gayrettepe

Dedeman Spa Buyukcekmece Istanbul
Sınıfı : 5 Yıldızlı
İlçesi : Büyükçekmece

The Green Park Otel Merter
Sınıfı : 5 yıldızlı
İlçesi : Merter

Sultanahmet Oteller

Angel's Home Otel Sultanahmet
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Avicenna Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Otel Saba
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Tan Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Ottoman Otel Imperial
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Arcadia Otel İstanbul
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Lady Diana Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Antea Otel
Sınıfı : : Butik Otel
İlçesi : Sultanahmet
Grand Yavuz Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Sokullu Paşa Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Otel Sidera Palace Deluxe
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Otel Nena
Sınıfı : : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Seven Hills Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Ambassador Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Arena Otel & Delight Restaurant
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Otel Pierre Loti
Sınıfı : : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Aziyade Otel
Sınıfı : : 4 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Otel Sultanahmet
Sınıfı : : Otel
İlçesi : Sultanahmet
Eresin Crown Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Celal Sultan Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Best Western Otel Amber
Sınıfı : : 3 Yıldızlı
İlçesi : Sultanahmet
Best Western Citadel Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Fehmi Bey Otel
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Faros Otel İstanbul
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Golden Horn Sultanahmet
Sınıfı : : Belirtilmemiş
İlçesi : Sultanahmet
Boutique Otel Mina
Sınıfı : : Butik Otel
İlçesi : Sultanahmet
Amisos Istanbul
Sınıfı : : Özel Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Megara Otel
Sınıfı : : Butik Otel
İlçesi : Sultanahmet
Megara Palace Otel
Sınıfı : : Butik Otel
İlçesi : Sultanahmet
Otel Sultanhan
Sınıfı : : Özel Sertifikalı
İlçesi : Sultanahmet
Otel İshakpaşa Konağı
Sınıfı : : Otel
İlçesi : Sultanahmet
Best Western Obelisk Otel
Sınıfı : : Özel Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Star Holiday Otel
Sınıfı : : Özel Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Best-Western-St.-Sophia-Otel
Sınıfı : : 2 Yıldız
İlçesi : Sultanahmet
Vezir Otel
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Cem Sultan Otel
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Amiral Palace Otel
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Tria Otel İstanbul
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Tan Otel İstanbul
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Aquarium Otel istanbul
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Rose Otel İstanbul
Sınıfı : : Belediye Belgeli
İlçesi : Sultanahmet
Hippodrome Apart Otel
Sınıfı : :
İlçesi : Sultanahmet

İstanbul Adalar

İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Maltepe sahiline uzaklığı ise 2300 metredir.
Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır.
Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada’nın nüfusu, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada’nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır. Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır.
19. yüzyıl ortalarında Büyükada’yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada’nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.
1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır.
Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır.
Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada’nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.
Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.
İsa Tepesi’nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar. Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır.Büyükada’ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı’dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada’nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.

HEYBELİADA

Heybeliada, İstanbul’un Büyükada’dan sonra en büyük adasıdır. Adaya Heybeliada denilmesinin sebebi, uzaktan bakıldığında adanın yere bırakılmış bir heybeye benzemesidir. İstanbul’un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden biridir. Sadece doğasıyla, temiz havası ve güzellikleriyle değil, Bahriyesi, Sanatoryumu, Ruhban (Papaz) Okulu gibi kurumlarıyla da ünlüdür.
Bugün, adanın nüfusu 7 bin civarındadır. Ancak yaz mevsimlerinde bu nüfus birkaç kat artmaktadır. Yazları günübirlik gelen ziyaretçiler de eklendiğinde, Adanın yaz nüfusunun 50 bini aştığı düşünülebilir.
Diğer adalara olduğu gibi Heybeliada’ya da vapur seferleri 19. Yüzyıl ortalarında yapılmaya başlanmıştır. Zengin Rumlar’ın yaşadığı adada, Bahriye’nin de bulunması nedeniyle önemli miktarda Türk nüfus da yaşamıştır. Adanın nüfusu, 1820’de 800 olarak tespit edilmiş iken vapur seferlerinin başlamasından sonra 2000’e çıkmıştır. Kurtuluş savaşı ve mübadele sırasında diğer adalar gibi sakinleşen Heybeliada, 1950’li yıllarda yeniden canlılığını kazanmaya başlamıştır.
Adanın eni 2700 metre, boyu 1200 metredir. 4 tepeden oluşan Heybeliada, İstanbul adalarının orta yerinde bulunmaktadır. En yüksek tepe Değirmentepe’dir (136 metre). Diğer tepeler, Taşocağı Tepesi, Makarios Tepesi ve Ümit Tepesi’dir. Eski adı Papaz Tepesi olan bu tepe 85 metre yüksekliğinde olup üzerinde Papaz Okulu bulunmaktadır. Adada 4 de liman vardır. Güzel bir koyda bulunan Çam Limanı ile Bahriye Limanı bunların en önemlileridir. Adanın önemli yapıları, Bahriye Okulu, Aye Ofemya Ayazması, Türkiye’nin ilk sanatoryumu olan Heybeliada Sanatoryumu (Kuruluş: 1924), Heybeliada’nın ünlü sakinlerinden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi, Abbas Halim Paşa Köşkü, Papaz Okulu, diğer dini yapılar ve resmi binalardır.
Adadaki, birine “Büyük Tur”, diğerine “Küçük Tur” denilen iki tur yolunda, yaz mevsimlerinde eşek ve arabalarla turlar yapılır. Küçük Tur’a, Aşıklar Turu da denmektedir. Heybeliada da, İstanbul’un diğer adaları gibi, motorlu araçtan arındırılmıştır.
Evliya Çelebi, Heybeliada’da bir Bostancıbaşı ile birkaç Subaşı askerinin bulunduğunu, adanın gelirinin Kaptan Paşa’ya verildiğini kaydeder.
İstanbul’u en çok yazan ediplerimizden Ahmed Rasim, Heybeliada’da medfundur. Ancak Heybeliada ile ilgili bir eseri bulunmamaktadır. Ahmet Rasim’in yeğeni Yesari Asım’ın “Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık” şarkısı, Heybeli’deki bir çok şeyden daha ünlüdür. Aziz Nesin, Zeyyat Selimoğlu gibi yazarlar da eserlerinde Heybeliada’dan çokça sözetmişlerdir.

BURGAZADASI
Burgazadası, İstanbul Adaları’nın büyüklük olarak üçüncüsüdür. Ada yuvarlak bir biçimdedir ve eni boyu yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepesi’dir.Önceleri nüfusunun tamamı Rumlardan oluşan Burgazadası’nın yaz nüfusu 15 bin, kış nüfusu ise 2-3 bin civarındadır.Burgazadası, iklimi, sahili, çamları, restore edilmiş zarif köşkleri ile İstanbul’un en sevilen mevkilerinden biridir. Adanın yalı ve köşkleri, güzellikleri ve zerafetleri ile tanınmıştır. Güzel ahşap köşkler genellikle sahilde Gezinti Caddesi’nde, Kaşıkadası ve Heybeliada’ya bakan tepenin eteklerindeki Gönüllü ve Mehtap sokaklarındadır. Ev fiyatlarının ve kiralarının çok yüksek olması nedeniyle bugün Burgazadası, İstanbul’un zengin kesimlerinin ve ünlü sanatçıların tercih ettiği pahalı bir sayfiye yeri özelliğindedir.Vapur iskelesinden doğuya doğru gidildiğinde adanın eski plajına ulaşılır. Buradan Heybeliada’ya doğru uzanan bir burun ve burnun ucunda bir fener vardır. Plajın güneyinde Mezarlık Burnu yer almaktadır. Bu burundaki kaya dönüldüğünde adanın güney kıyılarına gelinir. Burası, Bayrak Tepesi’nin bulunduğu sarp mevkidir. Kıyıdan duvar gibi yükselen bu tepenin üzerinde Hristos Manastırı vardır. Aynı yönde kıyıdan devam edilince Kalpazankaya’ya gelinir. Kalpazankaya’nın hemen yanında bulunan küçük koy, Burgaz’ın gezinti yerlerinden biridir. Kalpazankaya’nın güneyinde Marta Koyu, Kuzeybatı tarafında Aya Yorgi Manastırı bulunmaktadır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Burgazadası’nı şöyle tasvir eder: “Kalesi deniz kıyısında yalçın kayalar üzerinde dört köşe şeddadi tarzda yapılmış küçük bir kaledir. Ada 10 mil genişliktedir. Oldukça verimlidir. 300 kadar bağlı bahçeli tatlı suyu olan kuyulu evleri vardır. Bostancıbaşı idaresinde olup bir Yeniçeri yasakçısı vardır. Halkı Rumdur. Mamur kiliseleri vardır. Keçi ve tavşanı gayet boldur. Dağlardaki bağların hesabı yoktur. Halkı zengin gemicilerdir.”
Türkiye’nin ilk sanatoryumlarından biri 1928 yılında Burgazada’da kurulmuştur. Adada 1953 yılına kadar cami yapılmamıştır. Fethin 500. Yıldönümü dolayısıyla 1953’te belediyenin verdiği bir arsaya küçük bir cami inşa edilmiştir.
Türkiye’nin ilk özel hayvanat bahçelerinden biri de Burgazada’dadır. Kır gezintilerinin bir zamanlar çok revaçta olduğu adada, bu gezintiler son zamanlarda azalmıştır. Türk hikayeciliğinin büyük isimlerinden Sait Faik de (Abasıyanık) Burgazadası’nın tanınmış simalarındandır.

KINALIADA
Kınalıada, İstanbul Adaları içinde en küçüklerinden biridir. 1500X1100 kilometre büyüklüğündedir. Kınalıada ismini, üzeri makilerle kaplı olduğu dönemlerde uzaktan kızıla çalan bir görünüme bürünmesi nedeniyle almıştır. Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere üç tepesi vardır.
Kınalıada’da, çok kayalık olması nedeniyle, ağaçlık bulunmamaktadır. Bizans döneminde, surların yapımı için buradaki kayalıklardan taş getirildiği bilinmektedir. Adadan çıkartılan taşlar nedeniyle arazi bozulmuştur. Adada en çok dikkat çeken özellik, Çınar Tepesi’ndeki büyük radyo ve televizyon antenleridir.
Ada, geçmişte suyu ve elektriği de olmadığı için diğer adalardan çok daha sakindir. Ada’ya elktirk 1946 yılında gelmiştir. Önceleri tankerlerle, taşıma suyla idare eden Kınalıada, susuzluktan da 1981 yılında kurtulabilmiştir. Adanın ilk sakinleri Ermenilerdir. Esasen, Osmanlı döneminde Ermenilerin meskun olduğu bir ada olarak bilinmektedir. 1846′da, Adalar’a vapur işlemeye başladıktan sonra Rumlardan ve Türklerden de adaya yerleşenler olmuştur.
Kınalıada’nın nüfusu uzun yıllar bir kaç yüzü geçmemiştir. Daha sonra yeni yerleşimlerle kış nüfusu 2000′e yükselmiştir. Yaz nüfusu 20-30 bin civarındadır
Kınalıada’da bugün bir kaç kilise, bir manastır, bir de cami bulunmaktadır. 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan’a yenilen, Alparslan tarafından dostça karşılanan ve memleketine iade edilen Romen Diyojen, Bizans’ta işkence görmüş, gözlerine mil çekilerek Kınalıada’daki Hristos Manastırı’na sürülmüş, buraya gömülmüştür. Mezarının bugünkü yetimhanenin yanında bulunduğu söylenmektedir.

KAŞIKADASI
Burgazadası’nın hemen doğusunda bulunan küçük bir adadır. Eski adı Pita’dır. Yüzüstü yatırılmış bir kaşığa benzediği için Türkçe’de ‘Kaşıkadası’ diye adlandırılmıştır. Kuzeyden güneye uzunluğu bir kaç yüz metredir. Adada basit bir iskele ve iki küçük ev bulunmaktadır.Ada, özel mülkiyettedir. Osmanlı döneminde de, Cumhuriyet döneminde de iskana açılmamıştır. Adanın mülkiyeti 1950′lerde Danon ailesine geçmiştir. Aile, adayı bir turizm şirketine satmıştır. Şirket adada, adanın özelliklerini bozacak bazı tesisler inşa etmeye çalışmış, ancak Ada Dostları Derneği’nin itirazları sonucu inşaat Büyükşehir Belediyesi tarafından durdurulmuştur. Adada bugün herhangi bir tarihi eser kalıntısı mevcut değildir.

SEDEFADASI
Adalar’ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1300X1100 metre büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı da kullanılmıştır. Adada iki plaj vardır.
Sedefadası da, diğer İstanbul adaları gibi bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Adanın en önemli sürgünlerinden biri, miladi 857 yılında adaya gönderilen Patrik İgnatios’tur. İgnatios, 10 yıl adada çeşitli işkencelere maruz kalarak yaşadıktan sonra, 867 yılında yeniden patrik seçilmiştir.
Ada, 1850′de Tophane Müşiri Damad Ferid Paşa’nın mülkiyetine geçmiş, paşa adaya zeytin ağaçları dikmiş ve sebze yetiştirmiştir. Paşanın ölümü üzerine ada bakımsız kalmış, 1. Dünya Savaşı sırasında da adanın tüm ağaçları kesilmiştir.
İstanbul’un işgali sırasında müttefiklerin eline geçen Yavuz Zırhlısı uzun süre buraya demirlenmiştir.
Ferid Paşa’nın torunları, adayı seçkin insanların yaşadığı bir yerleşim yeri yapmaya çalışmış, bu amaçla bir konut kooperatifi kurmuş, binlerce ağaç diktirmiş ve villalar inşa ettirmiştir.

SİVRİADA
İstanbul adalarının en küçüklerinden biridir. Sivriada ile Yassıada, İstanbullular tarafından “Hayırsızada” olarak da adlandırılırlar. Meskun değildir. Denizin içinden itibaren yükselen bir tepenin denizin üzerindeki uzantısıdır. Denizden yüksekliği 90 metredir.
Adanın güneyinde küçük bir limanı, bir de tatlı su kuyusu vardır. Bizans döneminde sürgün adası olarak kullanıldığı bilinmektedir. Antik çağlarda, inzivaya çekilmek isteyen keşişlerin de rağbet ettiği bir yer olarak tanınmaktadır. Adada, 10. yüzyıldan beri bir manastır vardır. Bugün sadece bazı kalıntıları kalabilmiştir.
Bizans ve Osmanlı dönemlerinde bazı yapılar için bu adadan taş nakledilmiştir. Haydarpaşa rıhtımı ve Haydarpaşa Limanı’ndaki mendirekler de bu adadan getirilen taşlarla yapılmıştır.
1911 yılında İstanbul’daki başıboş köpeklerin bu adaya sürülmesi ve burada açlıktan, susuzluktan, birbirlerini parçalayarak ölmeleri, ada tarihinin önemli olaylarındandır. Adadaki biçare köpeklerin havlamaları İstanbul’dan işitilmiş ve olay vicdan sahibi insanların büyük üzüntü duymalarına sebep olmuştur. İstanbul’un daha sonra işgal edilmesini ve devletin başına büyük işler gelmesini, buradaki köpeklere çektirilen eziyete bağlayanlar olmuştur.

YASSIADA
Küçük bir adadır. Eni 185, boyu 740 metredir. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan iki Hayırsızada’dan yassı olanıdır. Arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle denize dik olarak iner. Kuzey tarafında küçük bir limanı vardır.
Burası da Bizans’ın sürgün yerlerinden biridir. Tarihte, Latinler’in ve Ruslar’ın istilalarına uğramıştır. İstanbul’un fethinden sonra Yassıada ve üzerindeki manastırla ilgilenen olmamıştır.
İngiltere’nin İstanbul Sefiri Sir Henry Bulwer 1859′da adayı satın almış, adada bazı garip, kale gibi binalar inşa ettirmiş ve ziraat yaptırmıştır. Daha sonra ada, Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya satılmıştır. Ancak, İsmail Paşa da adanın imarı ile ilgilenmemiştir.
Yassıada, 1947 yılında Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınmış burada modern bir deniz eğitim tesisi kurulmuştur.
Ada’nın asıl şöhreti 27 Mayıs 1960 darbesinden ve burada kurulan mahkeme sonucu Başbakan Adnan Menderes ile birlikte hükümet üyeleri Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idama mahkum edilmelerinden gelmektedir. İhtilal yönetimi, bir “Yüksek Adalet Divanı” kurdurarak, hükümet yetkililerini ve siyasileri bu adada yargılamış ve mahkeme sırasında sivil siyasiler buradaki tesislerde gözaltında tutulmuştur.
Yassıada Mahkemeleri’nden sonra tekrar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na verilen tesiste, 1978 yılına kadar eğitim faaliyetleri devam etmiş, 1993 yılında tesisler İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’ne devredilmiştir.

TAVŞANADASI
İstanbul Adaları’nın en güneyinde ve İstanbul’a en uzak olanıdır (İstanbul limanına mesafesi 13,5 deniz mili). Kaşıkadası’ndan biraz büyükçedir. Eni boyu 90 metredir. Ağaçsız, çıplak, kayalık bir kara parçasıdır. Üzerinde, 40 metre yüksekliğinde bir tepe bulunmaktadır. Haritalardaki resmi adı “Balıkçı Adası”dır. Tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı verilmiştir. Adada günümüzde de tavşan vardır. Meskun değildir.

İSTANBUL SEMT İSİMLERİNİN TArihi

Aksaray – Aksaray’dan gelenler buraya yerleştirilmiştir. Bu semt adını bu günkü Aksaray Şehrinden gelenler vermiştir.

Ahırkapı - Padişah sarayının sonunda ki has ahırın (Padişahın atlarının barındığı ahır) yanında olduğu için Ahır Kapısı diye anılmıştır.

Akaretler - Sultan Abdulaziz Taşlıkta Aziziye camiinin giderlerini karşılamak üzere bir vakıf kurmuştur. Bu vakfa gelir sağlamak için de gelir getiren anlamında Akaretler yaptırmayı planlamıştır. Bu planı bitirmek ise II.Abdulhamit’e nasip olmuştur. Bu yüzden semtede Akaretler denmiştir.

Altunizade - Altuni zade İsmail Züht’ü Paşa’nın yaptırdığı cami, semtinde bu adla anılmasına sebep olmuştur. Züht’ü Paşa’nın babası altın alım satımı ile iştigal ettiğinden Zühtü Paşa’ya da Altuni zade denmiştir.

Arnavut köy – Önceleri, Boğaziçi’nin bu sevimli semtinde Arnavutlar oturduğu için buraya bu ad takılmıştı.

Ataköy - Ataköy’ün eski adı Baruthane dir. II.Mahmut tarafından buraya baruthane yapılmıştır. O zamanlar Ataköy (İstanbul’un dışı sayıldığından baruthane yapımı için uygun bir alan olarak görülmüştür.) Daha sonraları Emlak ve Kredi Bankası bu bölgeye 50 - 60 bin nüfuslu bir yerleşim yeri kurmuştur(1950). Yeni yerleşim yerinin adı da Ataköy olur.

Ayaz ağa - İsmini yeni çeri kethüdası Ayaz Ağa’nın çiftliğinden almıştır. Abdülaziz döneminde buraya yaptırılan saray bugün binicilik okulu olarak kullanılmaktadır.

Ayrılık Çeşmesi (Haydarpaşa’da) – Eskiden hac alayı bu çeşme çevresinde toplanır, oradan yola çıkardı. Hacca gidenler eşlerine, dostlarına orada veda ederek ayrılırlardı.

Bağlar başı - Çok eskiden bir Ermeni manastırına ait bağların başladığı yermiş. Zamanla oraya Bağlar başı denmiştir.

Balat - Rumca saray anlamına gelen palation sözcüğünden geldiği söylenir. Önceleri İstanbul’un kapılarından birine verilin bu ad, sonraları semtin adı olmuştur.

Bebek - Fatih Sultan Mehmet Han buranın muhafazası için gönderdiği komutanın lakabından gelmektedir. (Bebek Çelebi Bebek Çavuş)

Bedesten - Arapça bir söz olan Bezzaz dan türetilmiştir. Bez, kumaş taciri, Manifaturacı anlamına geliyor. Kumaş tacirlerinin bulunduğu yere de bezzazistan denildiğinden. zamanla halk arasında ağza kolay gelmesinden dolayı bedesten’e dönüşmüştür. Beylerbeyi – III. Murat devri beylerbeylerinden Mehmet Paşa’nın yalısını bulunduğu için köye bu ad verilmiştir.

Cihangir – Kanuni Sultan Süleyman pek sevdiği oğlu Cihangir için burada bir cami yaptırmıştı. Semt adını bu Cihangir Camisi’nden almıştır. Çarşamba – Samsun Çarşamba ovasından gelenler yerleştirildiği için buraya da Çarşamba denilmiştir. Çengelköy – XIX. Yüzyılda Kaptan-ı deryalıklarda, valiliklerde bulunmuş, yiğitliğiyle tanınmış Çengel oğlu Tahir Paşa burada bir mescit yaptırmıştı.

Harem – Üsküdar Sarayı’ nın harem dairesine gidecekler bu iskeleye çıkarlardı.

Haydarpaşa – III. Selim vezirlerinden Haydar Paşa oradaki kışlayı yaptırmıştı.

İhsaniye – Selimiye kışlası ile Karaca Ahmet arasındaki bu mahallenin bulunduğu yerde eskiden bir saray vardı. Padişah yıkılmaya yüz tutan bu sarayın arsasını halka “ihsan” ettiği (bağışlandığı) için semtin adı “İhsaniye” kalmıştır.

Kabataş – İskelenin bulunduğu yerde eskiden büyük bir taş vardı. Osmanlı devri ileri gelenlerinden “Köse Kahya” diye tanınmış Mustafa Necip çelebi bu taşı yontturup iskele haline getirdi.

Kadıköy – Bugün Osman ağa Camisi diye anılan caminin yerinde eskiden Kadı Mehmet Efendi’nin yaptırdığı bir mescit vardı. Semtin adı bundan dolayı “Kadıköy” kalmıştır. Bugünkü camiyi I. Ahmet devrinde Babüssaade Ağası Osman Ağa yaptırmıştır. Diğer bazı kaynaklara göre Bizans’ın fethinden sonra burası İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey’e bağışlanmış, bundan ötürüde semt “Kadıköy” adını almıştır.

Kanlıca - Bu bölgeye Kanuni Sultan Süleyman tarafından Ana doludan Türkmen ve göçebe bazı Türk kabileleri getirtilip yerleştirilmiştir. Bu göçebelerin buraya yerleşmeleri kağnılarla olduğu ve çok uzun bir süre içinde ancak yerleşebildikleri için halk arasında bu bölgeye Kağnıca, sonraları da Kanlıca denmiştir.

Kuzguncuk – Fatih Sultan Mehmet devrinde, Kuzgun Baba diye anılan bir derviş burada oturmuştu.

Taksim - İstanbul sularının bir bölümünün buradan taksimi yapıldığı için burasıda suların taksimi (ayrımı) yapılan yer olarak kalmıştır

Üsküdar – Farsça “Konak” anlamına gelir. Eskiden Anadolu’ya İran’a, Arabistan’a gidip gelen kervanlar burada konaklardı.

Vaniköy – Eski adı Papazbahçesi’ydi. IV. Mehmet, Şeyh-i Sultani Esseyit Mehmet Vani (Vanlı) ye bu yerleri hediye etti, o da kendisine burada bir yalı, bir iki ev yaptırdı.

İstanbul Müzeleri

ANADOLU HİSARI MÜZESİ
Boğaz’ın Anadolu yakasında, Göksu Deresi’nin denize döküldüğü yerde, adını hisardan alan semtte bulunmaktadır. Bu hisar, Osmanlılar’ca Boğaz’da yapılan ve geçişleri kontrol altına almayı hedefleyen ilk hisardır. İstanbul’u fethetmek isteyen ve kuşatan Sultan Yıldırım Beyazıt tarafından, Karadeniz’den Bizans’a gelecek yardımlara engel olmak için 1394’te yaptırılmıştır. 1452 yılında ise Rumeli Hisarı’nın yapımı esnasında, Fatih Sultan Mehmet tarafından yeni bazı bölümler eklenerek güçlendirilmiştir. Fetihten sonra önemini kaybeden hisar, bir dönem hapishane olarak kullanılmıştır. 17.-18.yüzyıllarda Boğaz’a saldıran Kazakların durdurulmasında bu hisar rol oynamış ama bir müddet sonra tamamen unutulmuştur. Etrafına yalılar yapılmış ve hatta iki duvarı açılarak avlusundan günümüzde de kullanılmakta olan bir yol geçirilmiştir. Cumhuriyet döneminde müzeye dönüştürülen hisar, hala restore edilmeyi beklemektedir.

ARKEOLOJİ MÜZESİ
İstanbul’da, Gülhane Parkı ile Topkapı Sarayı arasında yeralır. Dünyanın en büyük müzelerinden birisidir. İlk defa 1846 yılında Aya İrini Kilisesi’nde Mecma-i Esliha-i Atika ile Mecma-i Asar-ı Atika adları ile kurulmuştur. 1869 yılında “Müze-i Hümayun” adını almıştır. Müzenin eşyası 1873-1891 yılları arasında Çinili Köşkte saklanmıştır. Müze, 1891 yılında yapılan klasik üsluptaki bugünkü binada Osman Hamdi Bey tarafından “Asari Atika Müzesi” adı altında tekrar kurulmuştur.
Salonlarda çeşitli Yunan, Roma ve Bizans uygarlıklarına ait lahit, mezar taşı, kitabe, büst, heykel, kabartma, sütun başları ve mozaik gibi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Müzenin tarih, arkeoloji, nümizmatik ve güzel sanatlara ilişkin kitaplardan oluşan zengin kütüphanesi ile kimya laboratuvarı, heykel onarım atölyesi ve fotoğrafhanesi vardır.
Kuruluş Yılı : 1891Osman Hamdi Bey Yokuşu, 34400 Gülhane (212) 520 77 40Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi hariç 9.30 - 17.00

AŞİYAN MÜZESİ

Ünlü şair Tevfik Fikret’in 1906’da yaptırdığı ve ve yaşamının son dokuz yılını geçirdiği ev 1945’de müze haline getirilmiştir. Müzede Tevfik Fikret’in yanı sıra Şair Nigar Hanım’ın, Edebiyat-ı Cedide şair ve yazarlarının da kişisel eşyaları, eserleri ve arşivleri sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1945Aşiyan Yokuşu, 80810 Bebek (212) 263 69 86Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi - Perşembe hariç 9.00 - 17.00

ATATÜRK MÜZESİ
Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele çalışmaları sırasında kiracı olarak kaldığı ev, 1928 yılında İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) tarafından satın alınmış ve 1942 yılında Atatürk İnkılabı Müzesi şeklinde düzenlenerek ziyarete açılmıştır. 1991 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bir kez daha restore edilerek hizmete sokulmuştur. Atatürk’ün kişisel eşyaları, kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları ile içlerinde İbrahim Çallı’nın da bulunduğu çeşitli sanatçılara ait yağlı boya tablolar müzenin kolleksiyonları içinde yeralmaktadır.
Kuruluş Yılı : 1942Halaskargazi Cad. No: 250, 80260 Şişli (212) 240 63 19Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazar ve Perşembe hariç 9.30 - 16.30

HAVACILIK MÜZESİ

İlk olarak 1971’de İzmir’de kurulan müze 1979 yılında kapanmış ve İstanbul’da bugünkü yerine taşınarak 1985’te yeniden ziyarete açılmıştır. Hem açık, hem de kapalı teşhir mekanlarına sahip olan müzede, ayrıca sinema, konferans salonu ve kafeterya da bulunmaktadır. Müzede jet motorlu ve pervaneli savaş uçakları, kargo uçakları, helikopterler, bazı havacılık silahları, resimler, amblemler, Türk havacılarından kalan madalya ve eşyalar sergilenmektedir.
Kuruluş Tarihi : 1971Hava Harp Okulu Komutanlığı, Yeşilyurt (212) 574 11 00Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazaretsi ve Salı hariç 9.00 - 17.00

BEYLERBEYİ SARAYI MÜZESİ
Boğaz’ın Anadolu yakasında, sarayla aynı ismi taşıyan semtte, kıyıda yer alır. Saray, bahçe içindeki sahil saray ve bağlı bulunduğu yapılardan oluşan bir komplekstir. Sultan Abdülaziz tarafından mimar Sarkis ve Agop Balyan kardeşlere yaptırılan sarayın inşası 1864’te tamamlanmış , fakat tefriş edilmesi uzun sürdüğünden ancak 1865 yılında Sultan Abdülaziz saraya gelebilmiştir.
Saray; kompleksin ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, sarayın deniz tarafındaki duvarının her bir köşesinde yer alan biri haremlik, diğeri selamlık deniz köşkleri, arka bahçede yer alan Mermer Köşk, Sarı Köşk ve Hasahır’dan oluşur. Bunlardan deniz köşkleri ve Beylerbeyi Sarayı Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Diğer yapılar ise daha önce burada bulunan saraya aittir. Sarayın ana yapısı olan Beylerbeyi Sarayı, yüksek bir bodrum üzerine, kagir ve iki katlı bir binadır. Boğaz’a paralel olarak yerleştirilen sarayın uzunluğu 65 m.dir.Üç yönden basamaklarla çıkılan sarayda, 6 salon ve 24 oda bulunmaktadır. Özellikle üst kattaki Havuzlu Salon ve ismini sütunlarının renginden alan Mavi Salon, sarayın en görkemli mekanlarıdır. Ayrıca setler biçiminde düzenlenmiş bahçesi de sarayın bir başka özel yönüdür.
Kuruluş Yılı : 1984Abdullahağa Cad. 81210 Beylerbeyi (216) 321 93 20 - 321 95 51Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi, Perşembe hariç (Kış: 01.10- 28.02) 9.00-15.00 (Yaz: 01.03 - 30.09) 9.30 - 16.00

ŞEHİR MÜZESİ

1939 yılında Beyazıt Medresesi’nde kurulan ilk müze, 1945 yılından sonra Saraçhane’de bulunan Gazanfer Ağa medresesinde Belediye Müzesi adı ile hizmet vermiş, 1988 yılında ise bugün bulunduğu Yıldız Sarayı Güzel Sanatlar Binası’na taşınmıştır. Müzede, genellikle 18. ve 19.yüzyıl İstanbul yaşamına ait tarihsel ve etnografik nitelikteki resim, yazı, cam, porselen, maden ve kumaş eserlerden örnekler sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1939Barbaros Bulvarı, 80690 Yıldız (212) 258 53 44Açık Olduğu Gün ve Saatler : Perşembe hariç 9.00-16.30

DOLMABAHÇE SARAYI MÜZESİ

Beşiktaş İlçesi’nde, sarayla aynı adı taşıyan cadde üzerinde yer alır. Sultan Abdülmecid tarafında yaptırılan sarayın mimarları Garabet ve Nigogos Balyan’dır. 1846 yılında inşasına başlanan saray ancak 1856 yılında tamamlanabilmiştir. Beşiktaş’ta Dolmabahçe Caddesi ile Boğaz arasında, 250.000 m2’lik bir alan üzerine kurulan saray ve önemli müştemilat binaları deniz doldurularak inşa edilmiştir.
Saray bugün bir ana yapı ile Veliaht Dairesi, Mefruşat ve Muhafızlar Dairesi, Hareket Köşkleri, Camlı Köşk ve diğer küçük pavyonlardan oluşmaktadır. 8 büyük salonu ve 200 odası bulunmaktadır. Dolmabahçe Sarayı’nın kara tarafında iki ana ve yedi yan, deniz tarafında ise beş kapısı vardır. Kara tarafındaki iki anıtsal kapıdan biri Hazine Kapısı diğeri Merasim (Saltanat) Kapısı’dır.
Saray bahçeleri dört bölümde düzenlenmiştir. Ana yapı resmi daire (Mabeyn-i Hümayun), Müzayede Salonu ve Hususi Daire adlarıyla anılan 3 bölümden meydana gelmiştir. Sarayın ana cephesi denize bakmaktadır. Resmi Daire iki katlıdır. Üst katında bulunan Süfera (Elçiler) Salonu, Dolmabahçe Sarayı’nın en görkemli mekanlarından biridir. Hünkar Hamamı, Resmi Daire’den Müzayede Salonu’na kadar olan alanda yer alır.
Muayede Salonu, Resmi ve Hususi Dairelein ortasında, anıtsal bir kütle olarak yükselir. Kareye yakın bir zeminin üzerinde, içeriden kubbe ile, dışarıdan ise çatıyla örtülü bir binadır. Zengin bezemelerle süslüdür.
Hususi Daire, Hünkar Dairesi ve haremden oluşmaktadır. Harem, büyük ortak mekanlar ve kapalı özel dairelerden ibaret sade bir bölümdür. Hünkar Daiesinde iki büyük salon vardır. Bunlar, törenlerin yapıldığı “Mavi Salon” ve büyük aynalarla, denize bakan geniş retası ile donanmış “Pembe Salon” lardır.
Dolmabahçe Sarayı dönemin en seçkin eşyaları ve görkemli ürünleri ile döşenmiştir. Başlangıçta Beşiktaş Saray-ı Hümayunu adı ile anılan Dolmabahçe Sarayı’nın ayrı pavyonlar halinde Gümüşsuyu ve Maçka eteklerine yerleşmiş olan tiyatro, İstabl-ı Amire, Atiyye-i Seniye Ambarları, eczane, fodla fırınları, un fabrikası gibi ekleri zaman içinde ortadan kalkmıştır.
Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Kuruluş Yılı : 1938 Dolmabahçe Cad. 80680 Dolmabahçe (212) 258 55 44Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi, Perşembe hariç Kış: (01.10 - 28.02) 9.00-15.00 , Yaz : (01.03 - 30.09) 9.30 - 16.00

FLORENCE NIGHTINGALE MÜZESİ
Kırım Savaşı sırasında Askeri Hastane haline getirilen ve İngiliz Hemşire Florence Nightingale’in de görev aldığı tarihi Selimiye Kışlası’nın kuzeybatı köşesindeki kulenin bir bölümü müze olarak düzenlenmiştir.
Florence Nightingale’in eşyaları, fotoğrafları, elinden hiç eksik etmediği lambası, madalyaları ve Sultan Abdülmecid’in hediye ettiği bilezik müzede teşhir edilmektedir.
Kuruluş Yılı : 1954 Selimiye Kışlası, Üsküdar (216) 343 73 10Açık Olduğu Gün ve Saatler : Sadce Cumartesi günleri açık.

KARİYE CAMİİ

Bugünkü bina Khora Manastırı’na ait bir kilise olarak inşa edilmiştir. Manastırın 8.yüzyılda varolduğu kesin olarak bilinmekle birlikte manastırın 4.yüzyılda yapıldığını ileri sürenlerde vardır. Daha sonra Sadrazam Hadım Atik Ali Paşa mozaik resimlerini bir sıva ile örttürerek ve minare ekleyerek 1511 yılında camiye çevirmiştir. 1948 yılında ise cami müze haline getirilmiştir. 1947- 1952 yılları arasında Amerikalılar tarafından eski değerli mozaikler ve freskler, üzerindeki sıvaların açılmasıyla ortaya çıkarılmıştır.
Tavan ve duvarların Hz. İsa ve Meryem’i tasvir eden çok değerli mozaikler bulunmaktadır.
Kuruluş Yılı : 194832240 Edirnekapı, Kariye (212) 512 54 74Açık Olduğu Gün ve Saatler : Salı hariç 9.30 - 17.00

ASKERİ MÜZE

Müzenin çekirdeğini Aya İrini’den getirilen silah ve eşyalar oluşturmuştur. İstanbul’un fethinden Sultan III. Ahmed dönemine kadar her türlü silah Ayasofya Camii’nin akasındaki Aya İrini Kilisesi’nde korunmuştu. Bu depo 1726’da Sultan III. Ahmed’in emriyle gezilebilecek bir biçimde düzenlendi. Daha sonra burası 1826 yılında gerçek anlamda bir müze haline getirildi. II. Dünya Savaşının başlamasıyla güvenliğini sağlamak için 1940 yılında Niğde’ye taşındı. Savaştan sonra bu silahlar tekrar İstanbul’a Maçka Silahhanesine getirildi.
1955 yılında ise müze bugünkü yeri olan Harbiye Kışlasının jimlastikhanesine nakledildi. Bu binanın restorasyonu 1959 yılında tamamlanarak, müze haline getirildi. Fakat yetersiz kalan bina yeniden restore edildi ve bir bölümü 1986’da tamamı ise 1993 yılında hizmete açıldı.
Müzenin zengin kolleksiyonunda; Osmanlı ordusunun her dönemine ait kıyafetler, ok ve yaydan çakmaklı tüfeklere kadar çeşitli silahlar, mühürler, zırhlar, padişah çadırı (otağ-ı hümayun), padişah kılıçları, sancaklar, Harbiye Nazırlarına ait fotoğraflar, Bizans Süvari Sancağı, Selçuklular’dan Cumhuriyet’e kadar kullanılmış çeşitli savaş eşyaları, Bizanslılar’ın Haliç’i kapattıkları zincir gibi çok sayıda ilginç eşya bulunmaktadır.
Müzenin açık olduğu günlerde saat 15.00 - 16.00 arasında Mehter Takımı konser de vermektedir.
Kuruluş Yılı : 1726Valikonağı Cad. 80200 Nişantaşı (212) 240 62 55Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi - Salı hariç 9.00 - 17.00

M. RAHMİ KOÇ TEKNOLOJİ MÜZESİ
Haliç’in kenarında, Osmanlı donanmasının dökümhanesi olarak kullanılan bir binada hizmet vermektedir. Müzede sınai ve teknolojik ürünler, modeller, resimler ve gravürler sergilenmektedir. Ayrıca müze içinde bir de kafeterya ziyaretçilere hizmet vermektedir.
Kuruluş Yılı : 1994Hasköy Cad. No:27 , Hasköy (212) 250 89 38Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi hariç 10.00 -.17.00

MOZAİK MÜZESİ
Müze, Bizans’tan kalan Büyük Saray’ın kalıntıları ile Sultan Ahmed Külliyesi’nin arstasının bir kısmı üzerine kurulmuştur. Büyük Saray’dan günümüze ulaşan mozaiklerin yanı sıra, İstanbul ve çevresinde bulunan bir kısım mozaikler bu müzede sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1953Arasta Çarşısı, Sultanahmet (212) 518 12 05Açık Olduğu Gün ve Saatler : Salı hariç 9.00 - 17.30

ADAM MICKIEWICZ MÜZESİ

Polonya’lı özgürlük şairi Adam Mickiewicz’in hayatının son yıllarını geçirdiği ve 1855’te öldüğü Tarlabaşı’ndaki evi 1955’te müze haline getirilmiştir. Ölümünün 100. Yıldönümü olan 1955 yılında Polonya Kültür ve Sanat Bakanlığı ile işbirliği yapılarak, ev müzeye dönüştürülmüştür.
Müzede Mickiewicz’in hayatı ve eserleri ile ilgili bilgi ve belgeler, şairin İstanbul’da geçirdiği yıllara ait fotoğraflar ve Polonya özgürlük mücadelesine ait belge ve fotoğraflar bulunmaktadır. Binanın bodrum katında ise mezarı Krakow’da bulunan Mickiewicz’e ait sembolik bir mezar vardır.
Kuruluş Yılı : 1955Sakızağacı Cad. Tarlabaşı, Beyoğlu (212) 253 66 98Açık Olduğu Gün ve Saatler : Hergün 9.00 - 17.00

YEREBATAN SARNICI MÜZESİ

Sultanahmet’te, Ayasofya - Gülhane Parkı yönünde sol taraftadır. “Yerebatan Sarayı” olarak da anılır. Yaklaşık 540 yılında Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından yaptırılmıştır. Kayalık bir arazinin oyulması ile yeraltında elde edilen alan, 300’den fazla sütun ile desteklenmiş ve burası şehre su temin eden en öenmli su haznesi olmuştur.
En son olarak 1985-1988 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından temizlenmiş ve tamir edilmiş bulunan sarnıç, günümüzde ziyarete açıktır. Büyüleyici ve egzotik ortamıyla sarnıç, Sultanahmet’e gelen ziyaretçiler uğranılmadan geçilemeyecek bir mekandır.
Kuruluş Yılı : 1987Yerebatan Cad. No: 13 34410 Sultanahmet (212) 522 12 59Açık Olduğu Gün ve Saatler : HergünKış : (01.10 -.30.03) 9.00 - 17.00Yaz : (01.04 -30.09) 9.00 - 18.00

TÜRK VAKIF HAT SANATLARI MÜZESİ

Beyazıt Meydanı’ndaki Beyazıt Medresesidir. Müze ilk olarak 1968 yılında Sultan Selim Medresesi’nde Türk Yazı Sanatları Müzesi ismiyle açılmış, bugünkü binasına ise 1984’te taşınmıştır.
Birçok ünlü hattata ve hattat padişahlarına ait hatlar, levhalar, tuğralar ve Kur’anlar türlerine göre taslif edilmiş olarak medresenin küçük odalarında sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1968Beyazıt Meydanı 34490, Beyazıt (212) 527 58 51Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazar ve Pazartesi hariç 9.00 - 12.00 / 13.00 - 16.00

KARİKATÜR VE MİZAH ESERLERİ MÜZESİ
1975 Yılında Karikatürcüler Derneği’nin girişimleri ile Tepebaşı’nda açılan Karikatür Müzesi 1980 yılında kapatılmıştır. 1989 yılında yine Derneğin girişimleri ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Gazanfer Ağa Medresesi’ni onararak Karikatür ve Mizah olarak hizmete açmıştır.
Karikatür sanatına ait çeşitli belge ve özgün yapıtlar, Türkiye ve dünyada yayınlanan karikatür ve mizah dergilerinden seçmeler müzenin kolleksiyonları arasında bulunmaktadır. Ayrıca müze bünyesinde sergileme alanları ve dileyen herkese açık olan baskı atölyeleri bulunmaktadır.
Kuruluş Yılı : 1989Ataürk Bulvarı, Kovacılar Sok., 12 , Fatih (212) 521 12 64Açık Olduğu Gün ve Saatler : Hergün 9 .00 - 18.00

DİVAN EDEBİYATI MÜZESİ
Müze İstanbul’un en eski ve büyük mevlevihanesi olan Galata Mevlevihanesi’nde bulunmaktadır. Yapılışından dergahların kapatılışına kadar mevlevihane olarak kullanılan bina, 1975 yılında müzeye dönüştürülmüştür.
Müzede müzik aletleri, mevlevi kıyafetleri, tarikat taçları, değerli8 eşyaları sergilenmektedir. Ayrıca müzede zaman zaman sema gösterileri, Klasik Türk Müziği Konserleri ve konferanslar da düzenlenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1975Galip Dede Cad. Tünel, Beyoğlu (212) 245 41 41Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi hariç 9.30 - 17. 00

RESİM VE HEYKEL MÜZESİ

Dolmabahçe Saryı’nın Veliaht Dairesi’nde 10 Eylül 1937 ‘de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne (bugün Mimar Sinan Üniversitesi) bağlı olarak açılan müze, Atatürk’ün meriyle kurulmuştur.
Başlangıçta Dolmabahçe Sarayı’ndan ,bakanlıklardan,çeşitli resim kuruluşlarından alınan resimler,Halil Edhem Eldem’in Elvah-ı Naşiye Kolleksiyonu adlı yapıtında ve 1936’da akadamide düzenlenen 50 yıllık Türk Resim ve Heykel Sergisi’nde yer alan yapıtlarla oluşturulan müze, bugün Türk Resim Sanatı’yla ilgili en kapsamlı kolleksiyonu barındırır. Müzede heykel, sermak ve özgün baskılar da yer almasına karşılık, ağırlık resimlerdir. Yapıtlardan bir bölümü Ankara ve İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzeleriyle Anadolu’nun çeşitli kentlerinde açılan devlet galerilerinde de sergilenmiştir. Süreli sergilerin açıldığı müzede ayrıca; bir resim onarım atölyesi vardır. Müzede yıl boyunca kısa süreli resim kursları da açılmaktadır.
Dönemlere göre sınıflandırılarak 20 ayrı salonda sergilenmekte olan mğzede ayrıca Bonnard, Pablo Picasso, Albert, Marquet, Andre Derain, Raoul Dufy, Maurice Utrillo, Henri
Matisse ve A. Dunoyer de Sagonsac gibi bazı Batılı Santçıların resim ve özgün baskıları da bulunmaktadır.
Kuruluş Yılı : 1937Beşiktaş Cad. Beşiktaş (212) 261 42 98Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi ve Salı hariç 9.00 - 17.00

ESKİ ŞARK ESERLERİ MÜZESİ
Arkeoloji Müzelerine bağlıdır. Halil Eldem Bey tarafından 1917 yılında düzenlenerek hizmete açılmıştır.
Eski Mezopotamya, Yunan öncesi Anadolu, Eski Mısır ve İslamiyet öncesi Arabistan Kültürüne ait 15.000 kadar arkeolojik eser sergilenmektedir. Binanın giriş merdiveninin iki yanında M.Ö. IX.yüzyıla ait Zincirli’de bulunmuş iki aslan heykeli yer alır. Salonlarda sırasıyla; Asur, Sümer, Akat, Babil ve Part uygarlıklarına ait eserler, Eski Mısır eserleri, İslamiyet öncasi Arabistan eserleri ve çivi yazılı belgeler kolleksiyonu sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1917Osman Hamdi Bey Yokuşu, 34400 Gülhane (212) 520 77 40Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi hariç 9.30 - 17.00

TÜRK İSLAM ESERLERİ MÜZESİ
İlk olarak 1914 yılında Süleymaniye Külliyesi’nin Darüzziyafe’sinde kurulmuştur. 1938 yılında ise İbrahim Paşa Sarayı’na taşınmıştır. Türk - İslam sanatı konusunda dünyanın sayılı müzelerindendir. Birçok cami, türbe ve kütüphanede bulunan çok değerli eserler toplanıp bir araya getirilerek oluşturulmuştur.
Müzede, Abbasilere, Memluklara, Selçuklulara ve Osmanlılara ait seramikler, cam kandiller, duvar çinileri, alçı kabartmalar, Selçuklu ve Osmanlılara ait halı ve Yörük Kilimleri, gümüş işlemeler, cenaze kemerleri, murassa eserler, sedef kakmalı rahleler, işlemeli bakır taşalr, sorguçlar, süs eşyaları, Kabe’nin anahtarı, değerli taşlarla süslü kandil ve şamdanlar, Sultan Yıldırım Beyazıt ile Sultan II. Selim’e ait büyük ustalık eseri hırkalar, Pertevniyal Sultan’a ait ibrik, Kafkas halıları, kaplar, çekmeceler, işlemeli kapılar, çok değerli el yazması Kur’an ve şahnameler, minyatürler, ciltler, yazı aletleri, Osmanlı Padişahlarına ait muhtelif fermanlar; sütun başlıkları, mezar taşları, kitabeler, tuğralar sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1914İbrahim Paşa Sarayı , At Meydanı, SultanahmetTel: (212) 518 18 05 - 518 18 06 Fax: (212) 518 18 07Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi hariç 9.30 - 17.00

DENİZ MÜZESİ
Beşiktaş İskelesi karşısında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı denizcilikle ilgili eşya ve bilgilerin saklandığı müzedir.
İlk deniz müzesi Kasımpaşa’da kurulmasına rağmen İkinci Dünya Savaşı esnasında deniz arşivinin Konya’ ya nakli kararlaştırılınca müzedeki eşyalarda Anadolu’ya taşınmıştır. Savaştan sonra müze tekrar Kasımpaşa’da ziyarete açılmış 1949’da ise Dolmabahçe Camii’ne nakledilmiştir. 1960 yılında bugünkü binasında faaliyete geçmiştir.
Müzede eski denizci kıyafetleri, donanma model ve maketleri, denizcilik tarihiyle ilgili resimler mevcuttur. Ayrıca Osmanlı ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kullanılan bazı gemilere ait malzemelerle hatıralar, bazı deniz kazaları ve şehitlerine ait resimler, el bombası, torpido, tüfek gibi savaş aletleriyle birkaç donanma komutanının maketleri sergilenmektedir. Müzenin, saltanat kayıklarının sergilendiği bölümde yer alan Sultan 4. Mehmed’e ait saltanat kadırgası günümüze kadar korunagelmiş olanların en eskisidir. Müzenin avlusunda da değişik zamanlara ait çeşitli büyüklükte toplar ile İkinci Dünya Savaşı’nda kıyılarımızda batan Alman Zırhlısının bir bölümü bulunmaktadır.
Kuruluş Yılı : 1897İskele Cad. Beşiktaş (212) 261 00 04Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazartesi ve Salı hariç 9.00 - 17.00

BASIN MÜZESİ

Müze binası ayno zamanda 1871 yılında açılan Darülfünun’un ilk binasıdır. Restore edilen bina 1988 yılında Basın Müzesi’ne dönüştürülmüştür. Müzede Türk matbaacılığının kurucusu İbrahim Müteferrika’dan günümüze kadar Türk basınına ilişkin bilgi ve malzemeler sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı : 1988Divanyolu Cad. No: 84 , Çemberlitaş (212) 513 84 77Açık Olduğu Gün ve Saatler : Pazar hariç 10.00-17.00

RUMELİ HİSARI MÜZESİ

Boğaz’ın Rumeli yakasında, hisarla aynı ismi taşıyan semttedir. İstanbul’un fethi için hazırlıklar yapılırken, Boğaz’dan Bizans’a gelebilecek yardımları engelleyebilmek maksadıyla, 1452 yılında Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Hisar, Boğaz’ın en dar yerinde ve Anadolu Hisarı’nın karşısında yer almaktadır. Bu iki hisara yerleştirilen toplar sayesinde Boğaz tamamen gemilerin geçişine kapatılmıştır.
Yerden yükseklikleri yaklaşık 30 m. olan üç kuleye sahip hisarın duvarlarının kalınlığı bazı kısımlarda 3 m.bazı yerlerde ise 5 m.’ye ulaşmaktadır. Surların uzunluğu kuzeyden güneye 250 m., doğudan batıya 125 m. dir. Fetihten bir müddet sonra savunma açısından önemi kalmayan hisar, idam mahkumu Yeniçerilerin cezalarının infaz edildiği, bazı devlet adamlarının ve yabancı temsilcilerin hapsedildiği bir zindan olarak kullanılmıştır. Son olarak 1953 yılında onarılan ve içine bir de açık hava tiyatrosu eklenen hisar, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Tel: (212) 263 53 05Açık Olduğu Gün ve Saatler: Pazartesi hariç 9.00-17.00

SADBERK HANIM MÜZESİ
Türkiye’nin ilk özel müzesidir. Boğaz’da tarihi bir yalının içerisinde, M.Ö. 6000 yıllarından başlayarak Hitit, Frig, Urartu, Miken, Helenistik çağ, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine ait objeler, çini ve seramikler, giyim-kuşam eşyaları ve hat örnekleri sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı: 1980Piyasa Cad., No: 27-29, Büyükdere (212) 242 38 13Açık Olduğu Gün ve Saatler: Çarşamba hariç 9-17.00

TANZİMAT MÜZESİ
1952 yılında Ihlamur Kasrı’nda açılmış olan müze, 1969 yılında Yıldız Parkı içinde bulunan Çadır Köşkü’ne, 1983 yılında ise Tanzimat Fermanı’nın okunduğu Gülhane Parkı içindeki binasına taşınmıştır. 1839-1876 yılları arasındaki Batılılaşma hareketlerine ait belge ve eşyalar sergilenmektedir.
Kuruluş Yılı: 1952Gülhane Parkı, Sirkeci (212) 512 63 84Açık Olduğu Gün ve Saatler: Hergün 9.00-17.00

TEKFUR SARAYI MÜZESİ

Edinekapı ile Eğrikapı arasında, surların yanındadır. Bizans’tan günümüze ulaşabilen yegane saray olması ve Bizans’ın sivil mimari tarzını yansıtması nedeniyle, sadece İstanbul için değil, dünya sanat tarihi açısından da oldukça önemli bir yere sahiptir. Saray’ın kaç yılında ve kim tarafından yaptırıldığı henüz tam olarak bilinmemektedir. Fakat etrafındaki kalıntılarından anlaşılmaktadır ki, bugün Tekfur Sarayı olarak isimlendirdiğimiz yapı müstakil bir saray değil, daha büyük bir sarayın kısımlarından biridir.
Günümüzde Tekfur Sarayı üç katlı ve çatısız bir haldedir. 16. yüzyılda üzeri çatıyla kaplı olan bu sarayın, 17. yüzyılın sonlarına gelindiğinde çatısı yok olmuştur. 20. yüzyılın başlarında tamamen harap durumda olan yapı 1955-1970 yılları arasında tamir görmüştür.

TOPKAPI SARAYI MÜZESİ

Topkapı Sarayı’nın hangi yılda başladığı tam olarak bilinmemekle birlikte, 1460’lı yılların içerisinde olduğuna dair birçok kaynak vardır. Topkapı Sarayı belirli bir plana göre bir kerede inşa edilmiş ve bitirilmiş bir yapı değildir. Canlı bir organizma gibi sürekli büyümüş ve değişmiştir. Bu değişim; ya ihtiyaçtan ötürü yeni binaların eklenmesi ile ya da yangın ve diğer nedenlerle tahrip olan eskilerin yerine yeni binaların yapılması biçiminde olmuştur. Hatta Dolmabahçe sarayı’nı yaptırarak Topkapı Sarayı’nı tamamen terkeden Sultan Abdülmecid zamanında bile Mecidiye Köşkü yaptırılmıştır.
Sarayda padişahların ikameti için yapılmış köşklerle Harem dairesi dışında, sarayı muhafaza eden askerler için koğuşlar, saray sakinleri çok büyük bir mutfak, saray çalışanlarının barınacağı yatakhaneler, Divan toplantılarının yapıldığı Kubbealtı, Hz. Peygamber ve Halifelere ait eşyaların saklandığı Hırka-i Saadet Dairesi, Gülhane Hastenesi, Sultan III. Ahmed Kütüphanesi, Enderun Mektebi, Hazine Dairesi, padişahın atları için bir ahır, bir dönem silah deposu olarak da kullanılan Aya İrini Kilisesi gibi bir çok yapı yer alır.
Topkapı Sarayı 19. yy’ın ortalarına doğru terkedilmiş ve devletin merkezi olma işlevini yitirmiştir. Bundan sonra bakımsızlıktan ötürü tahrip olmaya başlamış ve hatta 1870 yılında dış bahçesinden demiryolu bile geçirilmiştir. Saray 1924 yılında müzeye dönüştürülmüştür.
Günümüzde Hazine Dairesi binasında saray kolleksiyonuna ait silahlar sergilenmektedir. Bu silahlar 7.-20. yüzyıllar arasına aittir. Sarayın Hasahır’ında ise saraya ait at koşum takımları ve saltanat arabaları teşhir edilmektedir. Sarayda kullanılan seramik, porselen, cam ve metal mutfak eşyaları ise sarayın mutfaklarında, ziyaretçilere açıktır. Hırka-i Saadet dairesinde Kutsal Emanetler ismi verilen ve Peygamber ile bazı Halifelere ait eşyalar bulunmaktadır. Fatih Köşkü’nde ise Osmanlı hazinesi teşhir edilmektedir. Sergilenen parçalar arasında Kaşıkçı Elması, Topkapı Hançeri ve 4 taht en önemlileridir.
Padişahlara ait günlük ve tören elbiseleri de Seferli Koğuşu’nda ziyarete açılmıştır. Ayrıca Harem ile padişahlara ait köşkler de müzenin görülmesi gereken diğer kısımlarıdır.
Kuruluş Yılı: 1924Saray içi, SultanahmetTel: (212) 512 04 08Fax: (212) 522 42 22Açık Olduğu Gün ve Saatler: Salı hariç 10.00-17.00

YAPI KREDİ VEDAT NEDİM TÖR MÜZESİ
Yapı Kredi Bankası tarafından açılan müzede el yazmaları, baskı kumaşlar, seccadeler, karagöz kuklaları ve etnografik diğer eserler yer almaktadır. Müze özel konularla ilgili sergiler de düzenlemektedir.
İstiklal Cd., No: 285, Beyoğlu (212) 245 20 41Açık Olduğu Gün ve Saatler: Pazar hariç 9.00-17.00

YEDİKULE HİSARI MÜZESİ
Kara surlarının Marmara’yla birleştiği yere yakın ve adını hisardan alan semttedir. Yedikule Hisarı, Bizans İmparatorlarının savaş dönüşlerinde kente girdikleri Altın Kapı’nın hemen arkasında, Fatih Sultan Mehmed tarafından inşa ettrilmiş bir iç kaledir.
Hisar inşa edilirken, daha önceden var olan Bizans Surlarına ait kuleye 3 yeni kule daha eklenmiş ve beşgen şeklinde, yedi kuleli bir iç kale elde edilmiştir. Bu hisar hem Sultan III. Murad zamanına kadar (1574-1595) Osmanlı devlet hazinesinin ve devlet evrakının muhafaza edildiği, hem de önemli yerli ve yabancı mahkumların tutulduğu bir yer olarak kullanılmıştır. Yedikule Zindanları’ında Sultan II. Osman, Trabzon Rum İmparatoru David Kommenos ve oğulları, son Abbasi Halifesi IV. Mütevekkil ve Kırım Hanı Mehmed Giray’da dahil bir çok yerli ve yabancı devlet adamı tutuklu kalmıştır.
Son olarak 1959’da restore edilen hisar, günümüzde, içinde şenlik ve konserlerin de düzenlendiği bir müze olarak kullanılmaktadır.
Kule Meydanı No: 4 Yedikule (212) 585 893 33Açık Olduğu Gün ve Saatler: Pazartesi hariç 9.30-16.30

YILDIZ SARAYI MÜZESİ
Yıldız Sarayı Beşiktaş’la Ortaköy semtleri arsında yer alan yaklaşık 500.000 m2’lik bir korunun içindeki köşk, kasır, yönetim ve servis binalarından oluşur. Saray adını Sultan II. Mahmud’un bu koruda yaptırdığı köşkten alır. Bu köşkü oğlu Abdülmecid döşemiş ve Yıldız adlı gözdesini yerleştirmiştir. Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmialem Sultan 1842’de Kasrı Dilkuşa isimli bir köşk yaptırarak Yıldız Sarayı’nın büyümesini sağlamıştır. Sultan Abdülaziz devresinde ise Malta, Çadır ve Çit köşkleri inşa edilmiştir. Fakat saray esas Sultan Abdülhamid döneminde çok gelişmiştir. Sultan Abdülhamid’in devamlı kullandığı bu saray, bir taraftan fiziksel olarak sürekli büyürken diğer taraftan da Osmanlı siyasi tarihindeki en tartışmalı evrenin içinde yaşandığı mekan olacaktır.
Yıldız’da yer alan bütün binalar etrafı yüksek duvarlarla çevrili korunun kuzey ucunda toplanmış ve sıralar halinde dizilmiştir. Büyük Mabeyn, Harem, Çit Kasrı, Şale Köşkü, Saray Tiyatrosu, Silahhane ve Set Kasrı, Hasbahçe’de bulunur. Korunun geri kalan bölümü Dışbahçe’yi oluşturur. Bugün Yıldız Parkı adı ile halka açık olan bu bahçede Çadır ve Malta Köşkleri ve Yıldız Porselen Fabrikası bulunmaktadır. Yıldız Sarayı’nın bazı yapıları bugün çeşitli kurumlarca kullanılmakta, Silahhane’de büyük sergiler düzenlenmekte, onarılan tiyatroda gösteriler yapılmaktadır. Malta Köşkü Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından onarılıp turizm amaçlı olarak hizmete sokulmuştur.
Saraya çini ve vazo yapan Yıldız Porselen Fabrikası üretimini sürdürmektedir. Usta bir marangoz olan Abdülhamid’in marangozhanesi de sergi salonu ve Şehir Müzesi olarak düzenlenmiştir.
Kuruluş Yılı: 1985Yıldız 80700 Beşiktaş (212) 259 45 70 – 259 89 77Açık Olduğu Gün ve Saatler: Pazartesi-Perşembe hariç 9.30-16.00